Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İsveç'e yaptığı resmi ziyarette iki ülke arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi ve birbirlerine yönelik 'doğru bir algı' geliştirilmesi çağrısında bulundu. Wang, Stockholm'de mevkidaşı Tobias Billström ile görüşmesinde, son yıllarda yaşanan gerginliklere rağmen ilişkileri düzeltme niyetini vurguladı. İsveç'in Çin ile diplomatik ilişki kuran ilk Batı ülkesi olduğunu hatırlatan Wang, bu tarihsel bağın her iki tarafça da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Çin-İsveç ilişkileri, özellikle Hong Kong ve Sincan konularında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle son yıllarda soğumuştu. 2020'de İsveç'in Çin'e yönelik bazı kısıtlamalar getirmesi üzerine Pekin, İsveç ihracatına yönelik misillemelerde bulunmuştu. Wang Yi'nin ziyareti, ticari ve diplomatik bağları yeniden canlandırma çabası olarak görülüyor. İsveç Dışişleri Bakanı Billström ise görüşmede insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularındaki endişelerini dile getirdi. Wang, Çin'in ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, İsveç'in bu konuda yapıcı bir rol oynayabileceğini söyledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin, Avrupa Birliği üyesi ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye çalışırken, İsveç'in AB içindeki etkisi nedeniyle bu ziyaret stratejik önem taşıyor. İkili ticaret hacmi son yıllarda artış gösterse de siyasi güven eksikliği yatırımları etkileyebiliyor. Wang'ın çağrısı, Çin'in Batı'yla yaşadığı benzer güven sorunlarının aşılması için bir model oluşturma amacını da taşıyor. İsveç'in denge politikası izleyerek hem AB normlarına sadık kalması hem de Çin'le pragmatik ilişkiler geliştirmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-İsveç ilişkilerinin normale dönmesi, Türkiye'nin Çin'le dengeli bir dış politika yürütme çabaları açısından örnek teşkil edebilir. Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında önemli bir ortak olmakla birlikte, insan hakları ve ticari denge konularında benzer hassasiyetlere sahiptir. Bu gelişme, Ankara'nın Pekin'le ilişkilerinde hem ekonomik faydaları koruma hem de Batı ittifakında kalmaya özen gösterme çizgisini destekler niteliktedir. Ayrıca Çin'in Avrupa'yla ilişkilerindeki yumuşama, Türk ihracatçıları için potansiyel yeni fırsatlar doğurabilir.