Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Hindistan ve Japonya arasındaki stratejik ilişkilerin üçüncü bir tarafı hedef almaması gerektiğini belirterek, iki ülkenin Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi'ndeki duruma ilişkin ortak kaygılarına yanıt verdi. Guo, Beijing'in bölgesel barış ve istikrarı teşvik eden işbirliğini desteklediğini ancak Asya'da blok siyasetine ve çatışma yaratıcı ittifaklara karşı olduğunu vurguladı. Açıklama, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba arasında geçtiğimiz hafta yapılan ikili görüşmenin ardından geldi. Görüşmede iki lider, Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi'ndeki durumdan duydukları "ciddi endişeyi" dile getirdi ve seyrüsefer özgürlüğünü tehlikeye atan tek taraflı eylemler ile statükoyu güç kullanarak değiştirme girişimlerine karşı çıktı. Çin, sıklıkla Güney Çin Denizi'ndeki iddialarını askeri güçle desteklemekle ve bölgede istikrarı bozmakla suçlanıyor. Beijing ise bölgedeki faaliyetlerinin uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor.
Hindistan-Japonya stratejik ortaklığının arka planı
Hindistan ve Japonya arasındaki stratejik ortaklık, son yıllarda özellikle savunma, altyapı ve teknoloji alanlarında giderek derinleşiyor. İki ülke, Pasifik'teki deniz güvenliği endişelerini paylaşıyor ve Çin'in bölgedeki artan etkisine karşı "Özgür ve Açık Hint-Pasifik" vizyonu etrafında birleşiyor. Tokyo ve Yeni Delhi, ayrıca ABD, Avustralya ile birlikte QUAD (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu) çerçevesinde de işbirliği yapıyor. Modi ve Ishiba'nın son görüşmesinde, Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi'nin yanı sıra Hint-Pasifik bölgesinde serbest dolaşım, kural temelli düzen ve toprak bütünlüğü gibi konular ele alındı. Liderler, ayrıca savunma teknolojisi transferi ve ortak askeri tatbikatlar da dahil olmak üzere güvenlik işbirliğini artırma konusunda mutabık kaldı. Çin ise bu tür ittifakları "soğuk savaş zihniyeti" olarak nitelendirerek, bölgesel gerilimi tırmandırdığı eleştirisinde bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi, dünyanın en yoğun deniz ticaret yollarına ev sahipliği yapıyor ve önemli enerji kaynakları barındırıyor. Çin, Güney Çin Denizi'nde dokuz çizgi olarak bilinen sınırlarla geniş toprak iddialarında bulunurken, Brunei, Malezya, Filipinler, Tayvan ve Vietnam da bölgede hak iddia ediyor. Çin'in yapay adalar inşa etmesi ve askeri varlığını artırması, ABD ve müttefikleri tarafından uluslararası hukukun ihlali olarak görülüyor. Japonya ise Doğu Çin Denizi'nde Senkaku/Diaoyu Adaları konusunda Çin ile anlaşmazlık yaşıyor. Asya-Pasifik bölgesindeki bu gerginlikler, küresel tedarik zincirlerini tehdit ederken, ABD, Japonya, Hindistan, Avustralya gibi ülkelerin oluşturduğu ittifaklar Çin'in rekabetçi politikasına karşı bir denge unsuru oluşturuyor. Çin'in son uyarısı, Beijing'in bölgedeki etkisini zayıflatabilecek her türlü işbirliğine karşı hassasiyetini yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Asya-Pasifik bölgesinde artan jeopolitik rekabetin bir yansıması olarak Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel deniz ticaret yollarının güvenliği açısından önem taşımaktadır. Türkiye, Hint-Pasifik bölgesinde artan gerilimlerin, küresel enerji ve ticaret akışlarını etkileyebileceğini göz önünde bulundurmalıdır. Ayrıca, Ankara'nın hem Çin ile ekonomik işbirliği (Kuşak ve Yol Girişimi) hem de Hindistan ve Japonya ile gelişen savunma sanayi ortaklıkları göz önüne alındığında, bölgesel dengeleri dikkatle izlemesi gerekmektedir. Türkiye, çok yönlü dış politikası çerçevesinde, Asya'daki bu rekabetten en az zararla çıkmak için taraflarla diyaloğunu sürdürmelidir.