Çin'de doğum oranındaki hızlı düşüşün arkasında, kentleşme ve eğitim maliyetleri gibi bilinen faktörlerin yanı sıra, özellikle kırsal bölgelerde yaşlı ebeveynlere bakma yükümlülüğünün de önemli bir etken olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, kırsal kesimde yaşayan çiftler, çocuk sahibi olmaktan kaçınarak hem bakım sorumluluklarını azaltmayı hem de kendi yaşlılıklarında çocuklarına bağımlı olma riskini en aza indirmeyi hedefliyor. Bu durum, Çin'in geniş kırsal nüfusu için geçerli olan emeklilik sisteminin yetersizliğinin doğum oranları üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
Kırsal emeklilik sistemi ve bakım yükü
Çin'de kırsal alanlarda yaşayan yaşlılar, büyük ölçüde çocuklarının maddi ve fiziksel desteğine bağımlı durumda. Devlet emeklilik sistemi kentsel bölgelerde daha kapsamlıyken, kırsalda yaşayanlar genellikle düşük maaşlı işlerde çalışıyor veya tarımla uğraşıyor ve emeklilik maaşları yetersiz kalıyor. Bu da yaşlıların bakımını çocukların omuzlarına yüklüyor. Ancak, genç çiftler kendi çocuklarının eğitim ve bakım masraflarıyla boğuşurken, bir yandan da ebeveynlerine destek olmak zorunda kalıyor. Bu durum, özellikle kırsal kökenli eğitimli gençler için daha da ağırlaşıyor; çünkü onlar hem ebeveynlerine bakma sorumluluğunu hissediyor hem de kendi çocuklarının geleceğini güvence altına alma baskısını yaşıyor.
Pekin Üniversitesi'nden sosyolog Prof. Li Qiang, 'Kırsal alanda yaşlı bakımı neredeyse tamamen aileye dayanıyor. Devletin sunduğu emeklilik maaşı temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak. Bu nedenle, birçok çift, hem ebeveynlerine bakmak hem de çocuk yetiştirmenin mali yükünü kaldıramayacaklarını düşünüyor' diyor. Çin'in bir çocuk politikasından üç çocuk politikasına geçmesine rağmen, doğum oranı beklenenin çok altında seyrediyor. 2023 yılında doğum oranı 1.000 kadın başına 6,39 çocuk olarak gerçekleşti ve bu, ülke tarihindeki en düşük seviye.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in kırsal kesiminde yaşanan bu demografik kriz, yalnızca ülkenin değil, küresel ekonominin de geleceğini etkileyebilecek potansiyele sahip. Çin, dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülke olarak, iş gücü arzının azalması ve yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte, ekonomik büyümesinde yavaşlama riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, kırsal alanlardaki nüfusun yaşlanması, tarımsal üretimde verimlilik kaybına ve kırsal yoksulluğun artmasına neden olabilir. Durum, benzer demografik geçiş süreçleri yaşayan diğer Asya ülkeleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler de uzun süredir düşük doğum oranlarıyla mücadele ediyor ancak kırsal emeklilik ve yaşlı bakımı konusunda Çin'in karşılaştığı yapısal sorunlar daha derin.
Küresel düzeyde, Çin'in doğum oranındaki düşüş, uluslararası tedarik zincirlerini, emtia talebini ve göç akışlarını etkileyebilir. Çin'deki iş gücü sıkıntısı, üretim maliyetlerini artırabilir ve küresel enflasyon baskılarına katkıda bulunabilir. Aynı zamanda, yaşlı nüfusun artması, sağlık ve bakım hizmetlerine olan talebi artıracak ve bu da ilgili sektörlerde yeni fırsatlar yaratabilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de kırsal alanlarda benzer bir yaşlı bakımı sorunuyla karşı karşıya. Çin'deki durum, Türkiye'de kırsal emeklilik sisteminin güçlendirilmesi ve yaşlı bakımının aile dışı kurumsal mekanizmalarla desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor. Aksi takdirde, Türkiye'de de doğum oranlarındaki düşüş hızlanabilir. Ayrıca, Çin'deki demografik dönüşüm, küresel düzeyde iş gücü piyasalarını etkileyerek Türkiye'nin ihracat ve turizm potansiyelini değiştirebilir. Örneğin, Çin'de artan yaşlı nüfus, sağlık turizmi için yeni bir pazar oluşturabilir. Ancak, kısa vadede Çin'deki nüfus yapısındaki değişim, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir değişikliğe yol açmayacaktır.