Çin ve Rusya, 6-13 Temmuz tarihleri arasında Sarı Deniz'de ortak deniz tatbikatı düzenleyecek. Rus Pasifik Filosu tarafından yapılan açıklamada, tatbikatın Çin'i Kore yarımadasından ayıran Sarı Deniz'de gerçekleştirileceği belirtildi. İki ülke, son yıllarda askeri işbirliğini önemli ölçüde artırmış durumda ve bu tatbikat, bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir öneme sahip.
Tatbikatın arka planı ve stratejik boyutu
Çin ve Rusya, 2012'den bu yana düzenli olarak ortak deniz tatbikatları yapıyor. Bu yılki tatbikat, her iki ülkenin de Batı'nın artan baskılarına karşı koyma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası Rusya'ya uygulanan yaptırımlar ve Çin'in Tayvan konusundaki gerilimler, iki ülkeyi daha yakın askeri işbirliğine itiyor. Sarı Deniz, Çin için stratejik bir su yolu olmasının yanı sıra, Rusya'nın Pasifik Filosu'nun da önemli bir geçiş güzergahı. Tatbikatın zamanlaması da dikkat çekici: NATO'nun Litvanya'da yapacağı zirve öncesine denk gelmesi, Moskova ve Pekin'in Batı'ya mesaj verme amacını güçlendiriyor.
Tatbikat kapsamında denizaltı savunma harbi, yüzey ve hava savunma tatbikatları ile arama-kurtarma operasyonlarının icra edilmesi bekleniyor. Her iki taraf da katılacak gemi sayısı ve türü hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak geçmiş yıllarda olduğu gibi, Çin'in en modern muhripleri ve Rusya'nın Pasifik Filosu'na ait korvet ve fırkateynlerin tatbikatta yer alması muhtemel.
Bölgesel ve küresel boyut
Sarı Deniz tatbikatı, sadece iki ülke arasındaki askeri işbirliğini yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengesini de etkiliyor. ABD ve müttefikleri, Çin ve Rusya'nın bu tür ortak tatbikatlarını yakından izliyor. Özellikle ABD'nin Hint-Pasifik Komutanlığı, bölgedeki deniz güvenliği dinamiklerini sürekli değerlendiriyor. Tatbikatın Sarı Deniz gibi jeopolitik açıdan hassas bir bölgede yapılması, Kore yarımadası ve Tayvan boğazındaki gerilimleri de tetikleyebilir. Güney Kore ve Japonya, bu tatbikata karşı temkinli bir tutum sergilerken, Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkinliğinin artmasından endişe duyuyor.
Öte yandan, bu tatbikat aynı zamanda Çin ve Rusya'nın çok kutuplu dünya düzeni vizyonunun da bir göstergesi. İki ülke, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası platformlarda Batı karşıtı söylemleriyle ön plana çıkıyor. Ortak askeri tatbikatlar, bu söylemin pratiğe dökülmüş hali olarak görülüyor. Ancak bu işbirliğinin sınırları da var: Rusya'nın Ukrayna'da tüketen savaş stratejisi ve Çin'in ekonomik zorlukları, iki ülkenin ortak hareket kabiliyetini sınırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Rusya ortak deniz tatbikatı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Karadeniz ve Doğu Akdeniz gibi stratejik deniz alanlarındaki güç dengesi üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Rusya'nın Karadeniz'deki varlığı ve Çin'in deniz ticareti yollarına olan ilgisi, bu tatbikatın sadece Asya-Pasifik'e özgü olmadığını gösteriyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakının bir parçası olsa da, hem Rusya hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Bu tür tatbikatlar, Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını test eden gelişmeler arasında yer alıyor. Ayrıca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye'nin kontrol ettiği Türk Boğazları, Rusya'nın Karadeniz Filosu için kritik önem taşıyor. Çin-Rusya askeri işbirliğinin derinleşmesi, Türkiye'nin boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını ve NATO ile ilişkilerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir.