Çin Halk Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti, ABD ile İran arasında durma noktasına gelen nükleer barış görüşmelerinin bir an önce yeniden başlatılması için ortak bir çağrı yaptı. İki ülkenin dışişleri bakanlıklarından yapılan ortak açıklamada, diyaloğun yeniden tesis edilmesinin yalnızca tarafların çıkarlarına değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun genel güvenlik ve istikrarına da katkıda bulunacağı belirtildi. Açıklamada, “Nükleer anlaşmazlığın barışçıl çözümü için diplomasiye her zaman öncelik verilmelidir” ifadelerine yer verildi.
Görüşmelerin arka planı
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) 2018’de dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin ardından tıkanmıştı. Biden yönetiminin müzakerelere dönme çabalarına rağmen, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve uluslararası denetimleri kısıtlaması nedeniyle süreç ilerlemiyor. İran, yaptırımların tamamen kaldırılmasını talep ederken, ABD ise İran’ın nükleer faaliyetlerinde geri adım atmasını şart koşuyor. Çin ve Pakistan’ın çağrısı, bu kilitlenmenin aşılması için dış aktörlerin arabuluculuk çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Pakistan, İran ile sınır komşusu olması ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri nedeniyle her iki tarafın da güvenini kazanmış bir ülke konumunda. Çin ise hem İran’a hem de Suudi Arabistan’a diplomatik olarak yakın durarak bölgede nüfuz alanını genişletmeyi hedefliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerilimi, Orta Doğu’daki birçok krizi doğrudan etkiliyor. Yemen’deki iç savaş, Irak’taki siyasi istikrarsızlık ve Suriye’deki çatışmalar, bu iki ülke arasındaki rekabetin yansımalarını taşıyor. Çin ve Pakistan’ın müdahil olması, Batı merkezli diplomatik girişimlerin yanı sıra Asya ülkelerinin de arabuluculuk rolü üstlenmeye başladığını gösteriyor. Uzmanlar, Pekin ve İslamabad’ın ortak çağrısının, Riyad ve Tahran arasında normalleşme sürecine de olumlu yansıyabileceğini belirtiyor. Çin’in geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan ve İran arasında aracılık etmesi, bölgesel dengeleri değiştirmişti. Şimdi ise aynı modelin ABD-İran ilişkilerinde denenmesi gündemde. Ancak ABD’nin Çin’in artan nüfuzuna şüpheyle yaklaştığı ve doğrudan müzakere masasında Çin’in bulunmasına sıcak bakmadığı biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmelerinin yeniden başlaması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve komşu ülkelerdeki istikrar açısından doğrudan önem taşıyor. İran, Türkiye’nin doğalgaz ithalatında önemli bir tedarikçi konumunda ve olası bir yaptırım hafiflemesi, enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca İran’la sınır güvenliği ve terörle mücadele alanlarında işbirliği yapan Türkiye, Tahran’ın uluslararası arenada yalnızlaşmasının bölgesel sonuçlarından endişe ediyor. Ankara, müzakerelerde aktif rol almasa da, Çin ve Pakistan’ın girişimini bölgesel istikrara katkı olarak değerlendiriyor. Ancak Türkiye’nin kendi enerji ve güvenlik çıkarlarını korumak için süreci yakından izlemesi bekleniyor.