İran, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üslerine yönelik altı gündür süren hava saldırılarına misilleme olarak bu sabah erken saatlerde Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'te konuşlu Amerikan birliklerine balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) fırlattı. İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan yapılan açıklamada, saldırıların ABD'nin bölgede artan askeri varlığına ve İran destekli milis gruplara yönelik operasyonlarına karşılık olduğu belirtildi. Saldırıda ilk belirlemelere göre can kaybı yaşanmadığı ancak bazı askeri tesislerde maddi hasar oluştuğu bildirildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların püskürtüldüğünü ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Son altı gündür ABD, Irak ve Suriye'de İran bağlantılı milis gruplarına yönelik yoğun hava operasyonları düzenliyordu. Pentegon yetkilileri, operasyonların amacının İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırmak ve Amerikan askerlerine yönelik son dönemde artan İHA ve roket saldırılarına misilleme olduğunu açıklamıştı. ABD, bu operasyonlarda İran yapımı silah depoları, komuta merkezleri ve lojistik tesisleri hedef aldı. İran ise bu saldırıları 'ulusal egemenliğine bir tecavüz' olarak nitelendirerek misilleme tehdidinde bulunmuştu.
Bugünkü saldırı, İran'ın doğrudan ABD üslerini hedef alan en kapsamlı operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. Ürdün'deki ABD üssüne yönelik saldırıda dört füzenin düştüğü, Bahreyn'deki Deniz Üssü'ne ise on İHA'nın yöneldiği ancak çoğunun düşürüldüğü açıklandı. Kuveyt'teki Ali Al Salem Hava Üssü'ne ise roketler atıldı. Bölgedeki Amerikan askeri yetkilileri, saldırıların planlı ve koordineli olduğunu, İran'ın 'yeni bir caydırıcılık arayışında' olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İran ile ABD arasındaki gerilimi doğrudan çatışma noktasına taşıma potansiyeli taşıyor. İran, daha önce genellikle vekil güçler aracılığıyla ABD hedeflerine saldırırken, bugünkü doğrudan saldırı tırmanma riskini artırıyor. Uzmanlara göre İran, ABD'nin bölgedeki üslerini füze menziline sokarak 'kırmızı çizgi' çekmeye çalışıyor. Öte yandan, ABD'nin aşırı tepkisinden kaçınmak için saldırının sınırlı tutulduğu değerlendiriliyor.
Olayın ardından Körfez İşbirliği Konseyi (GCC), tarafları itidale çağırdı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gerilimin düşürülmesi için arabuluculuk teklif etti. Irak, saldırılardan duyduğu endişeyi dile getirirken, Suriye'de hükümet güçleri İran destekli milislerle birlikte ABD koalisyon mevzilerine yönelik hareketlendi. Rusya ise ABD'yi provokasyonla suçlayarak İran'ı desteklediğini ifade etti. ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıya 'uygun yerde ve uygun zamanda orantılı bir yanıt' verileceğini duyurdu. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı talebi gündeme geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD çatışması, Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarları açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, Körfez ve Irak'tan doğrudan etkilenebilecek bir coğrafyada yer alıyor. Olası bir sıcak çatışma, Irak ve Suriye'deki PKK/YPG varlığına yönelik operasyonları sekteye uğratabilir, ayrıca enerji tedarik yollarını tehdit edebilir. Türkiye'nin Katar ve Kuveyt ile yakın askeri işbirliği, bu üslerdeki gelişmeleri daha da önemli kılıyor. Ankara'nın bugüne kadar İran ile ABD arasında denge politikası izlemesi, krizin tırmanması halinde daha fazla esneklik gerektirebilir. NATO müttefiki olarak Türkiye'nin savunma yükümlülükleri ile bölgesel çıkarları arasında sıkışma riski bulunuyor. Krizin düşürülmemesi halinde terörle mücadele ve mülteci akını gibi konularda Türkiye'nin yeni zorluklarla karşılaşması muhtemel.