Çin, Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana tarafsız bir pozisyon sergilemesine rağmen, Çinli şirketlerin Rusya'ya askeri ve ikili kullanım ürünleri tedarik ettiği ortaya çıktı. Özellikle drone ve nitroselüloz gibi roket yakıtında kullanılan kimyasalların sevkiyatı, Batılı istihbarat kaynakları tarafından belgelendi. Bu ticaret, uluslararası yaptırımları delme amacı taşımasa da, Rusya'nın savaş kapasitesini dolaylı olarak destekliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından ABD ve AB, Moskova'ya yönelik kapsamlı yaptırımlar uygulamaya başladı. Ancak Çin, bu yaptırımlara katılmadı ve ticari ilişkilerini sürdürdü. Çinli firmalar, özellikle sensörler, yarı iletkenler ve havacılık parçaları gibi askeri ve endüstriyel ürünleri Rusya'ya göndermeye devam etti. 2023 itibarıyla, Çin'den Rusya'ya yapılan ihracat %30'dan fazla artarken, bu artışın büyük kısmını makine ve kimyasal ürünler oluşturdu. Uydu görüntüleri ve gümrük kayıtları, Çin menşeli dronların Ukrayna cephelerinde Rus kuvvetlerince kullanıldığını gösteriyor. Ayrıca, nitroselüloz gibi roket itici yakıtı için kritik olan maddelerin sevkiyatı, Rus mühimmat üretimini canlı tutuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu durum, Batı ile Çin arasında yeni bir gerilim kaynağı oluşturuyor. ABD, Pekin'i Rusya'ya 'ölümcül yardım' sağlamakla suçlarken, Çin yönetimi 'normal ticaret' vurgusu yapıyor. Ancak uzmanlara göre, Çin'in bu tutumu savaşın uzamasına ve Ukrayna'nın direncinin kırılmasına neden oluyor. Öte yandan, Çin'in bu politikası, Rusya'ya olan bağımlılığını artırırken, Orta Asya ve Kafkaslar'da dengeleri de etkiliyor. Savaşın jeopolitik sonuçları, Moskova'nın Pekin'e olan enerji ve teknoloji bağımlılığını derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Ukrayna savaşındaki denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, hem Ukrayna'ya insansız hava araçları satıyor hem de Rusya ile enerji ve ticaret bağlarını sürdürüyor. Çin'in Rusya'ya verdiği destek, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde hassas bir konu oluşturuyor. Ankara, bir yandan NATO yükümlülüklerini yerine getirirken, diğer yandan Çin ve Rusya ile ekonomik işbirliğini koruma çabasında. Bu durum, Türk dış politikasının manevra alanını daraltabilir ve Batı ittifakında güven sorunlarına yol açabilir.