Çin'in yurtdışındaki geçiş minerali projelerinde kaydedilen insan hakları ihlalleri ve çevresel zararların sayısı hızla artıyor. Yeni bir araştırmaya göre, 2020'den bu yana Çinli şirketlerin Afrika, Asya ve Latin Amerika'daki projelerine yönelik şikayetlerde yüzde 40 artış yaşandı. Bu durum, Çin hükümetinin ve iş dünyasının, temiz enerji dönüşümü için hayati öneme sahip minerallerin etik tedarikine yönelik çabalarını gölgeliyor. En ciddi iddialar arasında zorla yerinden edilme, yetersiz tazminat ve işçi haklarının ihlali yer alıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı ise iddiaları reddederek şirketlerin yerel yasalara uyduğunu ve toplumsal sorumluluk projeleri yürüttüğünü belirtiyor.
Artan şikayetler ve yeni arabuluculuk mekanizması
Çin merkezli uluslararası sivil toplum kuruluşu Greenovation'ın yayımladığı raporda, 2023'te Çinli şirketlere yönelik kayıtlı 187 şikayet bulunurken, bu sayı 2024'te 270'e yükseldi. Şikayetlerin çoğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Zambiya, Endonezya ve Şili'deki kobalt, bakır ve lityum madenlerinden geldi. Raporda, Çinli firmaların sıklıkla maden sahalarının yakınında yaşayan topluluklarla müzakerelerde başarısız olduğu ve çevresel etki değerlendirmelerini yeterince yapmadığı ifade ediliyor.
Buna karşılık, Pekin yönetimi geçtiğimiz ay Çin Ticaret Bakanlığı ve Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu'nun da desteğiyle, Çinli şirketler ile yerel topluluklar arasında bir arabuluculuk mekanizması başlattı. Yeni mekanizma, şikayetlerin çözümü için bağımsız bir tahkim süreci öngörüyor. Ancak uzmanlar, mekanizmanın gönüllü olduğunu ve Çinli şirketleri bağlayıcı bir yaptırımı bulunmadığını vurguluyor. Ayrıca, mekanizmanın yalnızca belirli büyük ölçekli projeleri kapsadığı, küçük ve orta ölçekli projelerin dışarıda bırakıldığı belirtiliyor.
Küresel temiz enerji hedefleriyle çelişki
Çin, temiz enerji geçişi için gerekli olan nadir toprak elementleri ve geçiş metallerinin en büyük üreticisi ve işlemcisi konumunda. Dünya Bankası verilerine göre, 2050 yılına kadar bu minerallere olan talebin yüzde 500 artması bekleniyor. Ancak, artan ihlaller, Çin'in yeşil teknoloji ihracatı ve iklim liderliği iddialarını zedeliyor. Batılı hükümetler, Çin'e olan bağımlılığı azaltmak için alternatif tedarik zincirleri kurmaya çalışıyor. AB'nin Kritik Hammaddeler Yasası ve ABD'nin Enflasyonu Düşürme Yasası, bu çabaların bir parçası. Bununla birlikte, Çin'in düşük maliyetli üretim kapasitesi ve altyapı yatırımları, Batı'nın kısa vadede alternatif yaratmasını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Çin'in arabuluculuk mekanizmasının yeterli olmadığını, uluslararası standartlara uygun bağlayıcı düzenlemeler ve bağımsız denetimler gerektiğini savunuyor. Ayrıca, Çinli şirketlerin OECD Due Diligence Rehberi'ne uyması ve yerel toplulukların serbest, önceden bilgilendirilmiş onamını alması öneriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, nadir toprak elementleri rezervleri ve lityum, kobalt gibi geçiş metallerine yönelik arama çalışmalarıyla bu alanda potansiyel bir oyuncu olarak öne çıkıyor. Çin'in yaşadığı itibar sorunu, Türkiye için bir fırsat penceresi açabilir. Türkiye, etik ve sürdürülebilir madencilik standartlarını benimseyerek Batılı yatırımcılar için alternatif bir tedarikçi konumuna gelebilir. Ayrıca, Çin'in arabuluculuk mekanizması, Çin'le ekonomik ilişkileri olan Türkiye'ye de dolaylı yansımalar yapabilir; Türkiye'nin Çin'le maden alanındaki işbirliklerinde daha dikkatli davranması gerekebilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi madencilik projelerinde benzer ihlaller yaşanmaması için uluslararası standartları erken benimsemesi stratejik bir önem taşıyor.