Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, Filipinler'in başkenti Manila'da mevkidaşı Enrique Manalo ile bir araya geldi. Görüşmenin ana gündem maddesi, Güney Çin Denizi'ndeki gerilimin düşürülmesi ve iki ülke arasında olası bir "yanlış hesaplamanın" (miscalculation) önlenmesiydi. Her iki bakan da, bölgedeki istikrarın korunması ve diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldı. Vang Yi, "Yanlış hesaplama riskini azaltmak hepimizin sorumluluğu" ifadelerini kullanırken, Manalo ise "barışçıl çözüm ve kriz yönetimi mekanizmalarının iyileştirilmesi" çağrısında bulundu. Bu görüşme, ASEAN Dışişleri Bakanları toplantısının hemen öncesinde gerçekleşmesi açısından kritik önem taşıyor.
Gerginliğin arka planı: Scarborough Resifi ve ikili anlaşmazlıklar
Güney Çin Denizi, Çin'in iddia ettiği "dokuz çizgi" ile büyük bir alanı kapsarken, Filipinler başta olmak üzere bölge ülkeleri de bu sularda hak iddia ediyor. Özellikle Scarborough Resifi ve Second Thomas Resifi etrafındaki gerginlik, son aylarda tırmanma eğilimi gösterdi. Çin, bu resiflerdeki varlığını arttırırken, Filipinler kıyı güvenlik gemileriyle bölgeye takviye yaptı. Geçen yıl Kasım ayında iki ülke arasında yaşanan ticaret gemisi çatışması, tansiyonu daha da yükseltmişti. Diğer taraftan, Manila'nın Washington'la yakınlaşması, Çin'i rahatsız eden bir diğer unsur. ABD ve Filipinler, Mutual Defense Treaty çerçevesinde savunma işbirliğini yoğunlaştırırken, Çin bu adımları "bölgeyi kutuplaştırma" olarak nitelendiriyor. Vang Yi'nin ziyareti, bu gergin ortamda diyalog kapılarının açık tutulması açısından önemli.
Bölgesel ve küresel boyut: ASEAN içinde denge arayışı
Bu ikili görüşme, aynı zamanda ASEAN'ın Güney Çin Denizi konusundaki bölünmüşlüğünü yansıtıyor. ASEAN üyeleri, Pekin'e karşı ortak bir tutum belirlemekte zorlanırken, Tayland ve Kamboçya gibi ülkeler daha "ılımlı" bir çizgi takip ediyor. Manila ise Hanoi ve Kuala Lumpur'la ittifak kurarak daha kararlı bir duruş sergiliyor. Küresel açıdan bakıldığında, ABD'nin yeni yönetimi bölgeye odaklanmış durumda. Başkan Joe Biden'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın yaptığı açıklamada, "Güney Çin Denizi'nde barışçıl çözüm ve uluslararası hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılmıştı. Çin ise bölgesel düzenlemelerin kendi kıyılarından yapılması gerektiğini savunuyor. Vang Yi ve Manalo'nun görüşmesi, tarafların savaştan kaçınma iradesini gösterse de, altta yatan anlaşmazlıklar henüz çözülmüş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Çin Denizi'nde doğrudan bir taraf olmasa da, bölgedeki gerilimin tırmanması küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir. Dünya ticaretinin üçte biri bu su yollarından geçiyor; olası bir çatışma, enerji fiyatlarını ve navlun maliyetlerini artırarak Türkiye ekonomisini dolaylı yoldan vurabilir. Ayrıca, Ankara'nın ASEAN ülkeleriyle geliştirdiği ekonomik ilişkiler (özellikle Malezya ve Endonezya ile) bu bağlamda önem taşıyor. Türkiye, 2010'lardan bu yana Çin'le dengeli bir ilişki yürütmeye çalışırken, Hint-Pasifik bölgesindeki gerilimlerin derinleşmesi, Ankara'nın çok yönlü dış politikasını zorlayabilir. Bu nedenle, Manila-Pekin görüşmesinin barışçıl sonuçlanması, Türkiye'nin de çıkarınadır.