Çin'de fabrika çıkış fiyatları, İran'daki savaşın Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ve gaz akışını kesintiye uğratmasıyla birlikte enerji maliyetlerindeki sert yükselişin etkisiyle Temmuz ayında yıllık bazda yüzde 9,8 artarak son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu oran, Haziran ayındaki yüzde 8,6’lık artışın üzerine çıkarken, piyasa beklentileri de aşıldı. Çin Ulusal İstatistik Bürosu tarafından açıklanan veriler, küresel tedarik zincirinde yaşanan aksaklıkların dünyanın ikinci büyük ekonomisinde fiyat baskılarını artırdığını gösteriyor.
Petrol ve gaz arzındaki daralma fiyatları yukarı itiyor
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunun güvenliğini tehdit ediyor. İran ile koalisyon güçleri arasında süren çatışmalar nedeniyle boğazdan geçişler fiilen durdu. Bu durum, başta Çin, Japonya ve Güney Kore olmak üzere Asya'nın en büyük enerji ithalatçılarını doğrudan etkiliyor. Çin, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı konumunda ve ihtiyacının önemli bir kısmını Ortadoğu'dan karşılıyor. Arz daralması, Asya'da Brent petrol varil fiyatını 95 dolara, Asya referans fiyatı Dubai ham petrolünü ise 93 dolara taşıdı.
Enerji maliyetlerindeki artış, Çin'de üretici fiyat endeksini (ÜFE) doğrudan etkiledi. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, petrokimya, gübre, plastik ve ulaştırma gibi birçok sektörde maliyetleri artırdı. Çin'in en büyük rafinerileri, hammadde bulmakta zorlanırken, bazı küçük ölçekli tesisler üretimi durdurdu. Çelik ve inşaat malzemeleri gibi enerji yoğun sektörlerde de fiyat artışları gözleniyor. Analistler, bu durumun kısa vadede talep enflasyonuna dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel enflasyon endişeleri yeniden canlanıyor
Çin'deki fabrika çıkış fiyatlarındaki artış, dünya genelinde enflasyonist baskıların yeniden canlanmasına neden oluyor. Çin'den ithalat yapan ülkeler, artan maliyetleri tüketici fiyatlarına yansıtmak zorunda kalabilir. Özellikle Avrupa ve ABD'de merkez bankaları, faiz indirimi planlarını erteleyebilir veya sıkılaştırma adımlarını hızlandırabilir. Öte yandan, Çin hükümeti, enerji arz güvenliğini sağlamak için stratejik petrol rezervlerinden serbest bırakma ve alternatif tedarikçilerle anlaşma gibi adımlar atıyor. Rus boru hatları ve LNG sevkiyatları kısa vadede boşluğu kapatmakta yetersiz kalıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki krizin devam etmesi halinde Çin'in sanayi üretiminde yavaşlama ve işsizlik riski artabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için iki yönlü bir etkiye sahip. Birincisi, Çin'deki maliyet artışları Türkiye'nin Çin'den ithal ettiği ara malları ve hammaddeleri daha pahalı hale getirecek. İkincisi, Hürmüz Boğazı'nın kapanması doğrudan Türkiye'nin enerji ithalatını etkiliyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Ortadoğu ve Hazar bölgesinden karşılıyor. Boğaz geçişlerinin askıya alınması, alternatif tedarik yolları ve yüksek fiyatlar anlamına geliyor. Enerji maliyetlerindeki artış, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratırken, Türkiye'nin Rusya ve Azerbaycan'dan boru hattıyla yaptığı alımların önemini artırabilir.