Avrupa'nın kimya endüstrisi, Çin'in agresif ihracat politikaları nedeniyle benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıya. Alman BASF, İngiliz INEOS gibi dev şirketler fabrikalarını kapatırken binlerce işçi işten çıkarılıyor. Avrupa Birliği yetkilileri, Çin'in aşırı üretim ve devlet sübvansiyonlarıyla Avrupa pazarını istila etmesine karşı nasıl bir müdahalede bulunacaklarını tartışıyor.
Krizin boyutları ve Avrupa'daki yankıları
Almanya merkezli BASF, geçtiğimiz yıl Ludwigshafen'deki dev tesisinde üretimi azaltırken 2.600 kişiyi işten çıkardı. INEOS ise İskoçya'daki etilen tesisini kapatma kararı aldı. Avrupa Kimya Endüstrisi Konseyi (CEFIC) verilerine göre, 2023'te AB'de kimya üretimi yüzde 8 geriledi. Çin'in aynı dönemde kimyasal ürün ihracatı ise yüzde 12 arttı. Avrupa Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis, 'Çin'in damping uygulamalarını yakından izliyoruz ve gerekirse önlem alacağız' açıklamasını yaptı. Ancak Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Çin ile ticaret savaşı riskine karşı temkinli bir yaklaşım sergilenmesini istiyor.
Küresel boyut ve AB'nin stratejik tercihleri
Çin, dünya kimyasal üretiminin yüzde 40'ını elinde tutuyor ve Devlet Konseyi'nin 'Made in China 2025' planı çerçevesinde bu oranı artırmayı hedefliyor. Avrupa'daki enerji maliyetlerinin yüksekliği ve AB'nin Yeşil Mutabakat kapsamında getirdiği çevre düzenlemeleri, Avrupalı üreticileri daha da zor durumda bırakıyor. ABD ise Enflasyon Azaltma Yasası ile kendi kimya endüstrisini korurken, Brüksel'in Çin karşısında daha sert önlemler alması gerektiğini savunuyor. Uzmanlar, AB'nin ya anti-damping vergileriyle ya da stratejik sektörlerde kapasite azaltma anlaşmalarıyla Çin'e yanıt verebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kimya sektöründe hem Avrupa pazarına entegre hem de Çin'den hammadde ithal eden bir konumda. AB'nin Çin'e yönelik korumacı önlemleri, Türk kimyasal ürünlerine olan talebi artırabilir; ancak aynı zamanda Çin'in alternatif pazarlara yönelmesiyle Türkiye'ye dampingli ürün girişi de hızlanabilir. Türk kimya sanayisi, Avrupa Yeşil Mutabakatı uyum maliyetleri ve enerji fiyatları nedeniyle zaten sıkışık durumda. Ankara'nın, AB'nin yeni ticaret politikalarını yakından izleyerek hem yerli üreticiyi koruyacak hem de ihracat fırsatlarını değerlendirecek dengeli bir strateji geliştirmesi gerekiyor.