İsrail ordusu, Yemen'den fırlatılan bir füzenin hava savunma sistemleri tarafından başarıyla imha edildiğini duyurdu. Olay, Orta Doğu'daki tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde meydana geldi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan açıklamada, füzenin İsrail topraklarına ulaşmadan önce Ariel şehri yakınlarında Demir Kubbe savunma sistemi tarafından durdurulduğu belirtildi. Saldırıda herhangi bir can kaybı veya hasar meydana gelmedi. Yemen'deki İran destekli Husi hareketi ise füzenin kendileri tarafından fırlatıldığını doğruladı. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sari, operasyonun 'İsrail düşmanına karşı meşru savunma' kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti. Bu saldırı, Husilerin son haftalarda İsrail'e yönelik üçüncü füze girişimi olarak kayıtlara geçti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, güvenlik kabinesini acil toplantıya çağırdı.
Gelişmenin arka planı
Yemen'deki Uluslararası Olarak Tanınan Hükümet ile Husiler arasındaki iç savaş, 2014 yılından bu yana devam ediyor. Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine karşı mücadele ederken, İran'dan aldıkları askeri destekle balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitelerini geliştirdi. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından Gazze'de başlayan savaşın ardından Husiler, 'Filistin halkına destek' amacıyla İsrail'e yönelik saldırılarını artırdı. Husiler, Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı gemilere de saldırılar düzenleyerek küresel ticaret rotalarını tehdit ediyor.
ABD ve İngiltere, Husilerin saldırılarına karşı Yemen'deki hedeflere hava saldırıları düzenlerken, İsrail de Husilerin füze ve İHA saldırılarına karşı savunma önlemlerini güçlendirdi. Bu son füze girişimi, Tel Aviv'in güneyindeki Negev bölgesinde bulunan bir askeri üssü hedef almış olabilir. Uzmanlar, Husilerin kullandığı Kuds-3 seyir füzesinin menzilinin 2.000 kilometreyi aştığını ve bunun İsrail'in derinliklerine ulaşabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'den İsrail'e yönelik füze saldırıları, bölgesel gerilimin yayılma riskini artırıyor. Husiler, Gazze'de ateşkes sağlanana kadar saldırılarına devam edeceklerini açıkladı. Bu durum, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkelerini endişelendiriyor. Suudi Arabistan, Husilerin İsrail'i hedef almasını kınarken, aynı zamanda Yemen'deki barış sürecini korumaya çalışıyor. İran ise Husilere verdiği desteği sürdürüyor ve bu saldırıları 'direniş ekseni'nin bir parçası olarak görüyor.
Küresel ölçekte, Kızıldeniz'deki güvenlik krizi küresel ticaret ve enerji fiyatlarını etkiliyor. Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaret, Husilerin saldırıları nedeniyle yön değiştirmek zorunda kalıyor. ABD öncülüğündeki deniz koalisyonu, ticaret gemilerini korumaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, tüm tarafları itidal çağrısı yaparak savaşın bölgeye yayılmasını engellemek için diplomasiye vurgu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümü savunurken, Husilerin İsrail'e yönelik saldırıları Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı'nın güvenliğini tehdit ediyor. Bu durum, Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ticaretinde kritik bir geçiş noktası olan Süveyş Kanalı'nı kullanan gemileri etkileyebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin Katar ve Somali ile yaptığı enerji ve lojistik anlaşmalarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İsrail-Hamas savaşında arabuluculuk rolü üstlenirken, Husilerin saldırıları ateşkes çabalarını zorlaştırabilir. Ankara, İran'ın bölgedeki etkisini dengelemek için Suudi Arabistan ve BAE ile işbirliğini sürdürüyor.