Çin, ticaret gerilimlerinin yeniden alevlendiği bir dönemde 10 ABD şirketine yaptırım uyguladı. Pekin yönetimi, söz konusu şirketlerin Tayvan’a silah satışı ve diğer askeri iş birlikleri nedeniyle hedef alındığını duyurdu. Yaptırımlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çinli mevkidaşı Xi Jinping ile ilişkileri istikrara kavuşturmak amacıyla Pekin’i ziyaret etmesinden yaklaşık bir ay sonra geldi. Bu durum, iki ülke arasında geçen ay sağlanan yumuşama havasının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.
Gelişmenin arka planı: Tayvan ve teknoloji savaşı
Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yaptırım listesinde Raytheon, Lockheed Martin, Boeing Defense ve General Dynamics gibi savunma devlerinin yanı sıra teknoloji şirketlerinin de yer aldığı bildirildi. Bu şirketlerin Tayvan’a füze sistemleri, savaş uçakları ve radar ekipmanları tedarik ettiği iddia ediliyor. Pekin, Tayvan’ı “ayrılıkçı bir rejim” olarak nitelendirirken, adayla her türlü askeri temasın kendi egemenliğine doğrudan bir tehdit olduğunu vurguluyor.
Trump yönetimi ise yaptırımları “tek taraflı ve haksız” olarak nitelendirerek kınadı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Çin’in bu hamlesi, uluslararası ticaret kurallarını ihlal etmektedir. ABD, ulusal güvenlik çıkarlarını korumak için gerekli tüm adımları atacaktır” denildi. Uzmanlar, bu gelişmenin iki ülke arasındaki teknoloji savaşını daha da derinleştirebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle yarı iletken ve yapay zeka alanında kısıtlamaların artması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ticaret savaşının yansımaları
Çin-ABD ticaret savaşı, küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açıyor. İki ülke arasındaki gerilim, sadece doğrudan ticareti değil, aynı zamanda Avrupa ve Asya-Pasifik ekonomilerini de etkiliyor. Avrupa Birliği, bu gelişmeyi endişeyle karşılarken, “ABD-Çin arasındaki gerginliklerin küresel büyümeyi tehdit ettiği” uyarısında bulundu. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi geçen yıl yüzde 15 oranında daraldı. Yeni yaptırımların bu düşüşü daha da hızlandırması bekleniyor.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Tayvan’ın stratejik konumu nedeniyle gerilim tırmanıyor. Çin, Tayvan’a yönelik askeri tatbikatlarını sıklaştırırken, ABD de bölgedeki müttefikleriyle ortak devriye faaliyetlerini artırıyor. Uzmanlar, bu durumun Güney Çin Denizi’nde bir “sıcak çatışma” riskini beraberinde getirdiği görüşünde. Öte yandan, Çin’in bu yaptırımlarla ABD’nin teknoloji alanındaki üstünlüğüne darbe vurmayı hedeflediği düşünülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki bu ticari ve teknolojik gerginlik, Türkiye’nin dış ticaret politikalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, hem ABD’nin hem de Çin’in önemli ticaret ortakları arasında yer almakta; özellikle savunma sanayii ve teknoloji transferi alanlarında iki ülkeyle de ilişkilerini dengelemeye çalışmaktadır. Bu yaptırım süreci, Türkiye’nin alternatif tedarikçi arayışlarını hızlandırabilirken, aynı zamanda ABD ile yaşanan F-35 krizine benzer bir gerilime yol açabilir. Türkiye’nin, Çin’in Kuşak ve Yol Projesi kapsamındaki yatırımları da bu belirsizlikten etkilenebilir. Ankara’nın, her iki ülkeyle de pragmatik bir yaklaşım sürdürerek kendi ulusal çıkarlarını korumak için esnek bir diplomatik strateji izlemesi beklenmektedir.