İngiltere Başbakanı Keir Starmer, bugün yaptığı sürpriz açıklamayla hem başbakanlık görevinden hem de iktidardaki İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini duyurdu. Starmer'ın kararı, ülkede son on yılda yedinci başbakanın göreve gelmesine yol açacak bir siyasi kriz dalgasını tetikledi. Starmer'ın istifası, 2024 genel seçimlerinde elde ettiği ezici zaferin ardından sadece 15 ay süren kısa bir başbakanlık dönemini sonlandırdı. Başbakanlık ofisinden yapılan kısa yazılı açıklamada, Starmer'ın parti içi baskılar ve artan kamuoyu eleştirileri nedeniyle bu kararı aldığı belirtildi, ancak ayrıntılı bir gerekçe sunulmadı.
İstifanın Arka Planı: Ekonomik Kriz ve Parti İçi Çatlaklar
Starmer'ın istifası, aslında haftalardır siyasi kulislerde konuşulan bir senaryoydu. İşçi Partisi içinde, başbakanın ekonomik politikalarına yönelik artan bir memnuniyetsizlik vardı. Özellikle yüksek enflasyon, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar ve sağlık sisteminde yaşanan kriz, Starmer'ın popülaritesini ciddi şekilde aşındırmıştı. Partinin sol kanadı, Starmer'ın kemer sıkma politikalarına devam etmesini ve kamu yatırımlarını artırmamasını eleştiriyordu. Öte yandan, merkez sağ seçmeni cezbetmek isteyen ılımlılar ise başbakanın vergi artışları konusunda net bir duruş sergilememesinden rahatsızdı. Son haftalarda yapılan anketler, İşçi Partisi'nin oy oranının yüzde 30'un altına düştüğünü gösteriyordu; bu, partinin 2024'teki zaferinden bu yana en düşük seviyeydi. Starmer, parti içi muhalefeti bastırmak için kabinesinde değişiklik yapmayı denemiş, ancak bu adım gerilimi daha da tırmandırmıştı.
Başbakanın istifası, aynı zamanda İngiltere'nin Brexit sonrası kimlik arayışını da yansıtıyor. Ülke, Avrupa Birliği'nden ayrıldıktan sonra siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Son on yılda David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak ve Keir Starmer'ın ardından yedinci başbakanın gelmesi, Westminster sisteminde derin bir güven bunalımına işaret ediyor. Muhafazakar Parti'nin 2024 seçimlerinde ağır yenilgiye uğramasına rağmen, İşçi Partisi'nin de benzer bir kırılganlık sergilemesi, İngiliz seçmenin partilere olan bağlılığının azaldığını gösteriyor.
Küresel Etkiler: NATO, AB ve Finans Piyasaları
Starmer'ın istifası, yalnızca İngiltere için değil, küresel dengeler açısından da önemli sonuçlar doğuracak. İngiltere, NATO'nun Avrupa kanadında kilit bir müttefik olarak Ukrayna'ya askeri yardım sağlarken, başbakan değişikliği bu desteğin devamlılığı konusunda soru işaretleri yaratıyor. Starmer, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yakın ilişkiler kurmuş ve İngiltere'nin Kiev'e verdiği askeri ve mali desteği artırmıştı. Yeni başbakanın bu politikayı sürdürüp sürdürmeyeceği merak ediliyor. Ayrıca, İngiltere'nin AB ile ilişkileri de yeniden şekillenecek. Starmer, Brexit sonrası ilişkileri onarmak için AB ile daha yakın işbirliği arayışındaydı; ancak bu süreç henüz somut sonuçlar vermemişti. Yeni liderin Brexit konusunda nasıl bir tutum takınacağı, Londra ile Brüksel arasındaki ticaret ve güvenlik işbirliğini etkileyecek.
Finans piyasaları ise gelişmeye temkinli tepki verdi. Sterlin, istifa haberinin ardından dolar karşısında yüzde 0,8 değer kaybederken, FTSE 100 endeksi düşüşle açıldı. Yatırımcılar, İngiltere'de siyasi belirsizliğin uzun sürmesinden endişe ediyor. Benzer bir durum, 2022'de Liz Truss'ın kısa süreli başbakanlığı sırasında yaşanmış ve sterlin tarihi düşüşler kaydetmişti. Analistler, İşçi Partisi'nin yeni liderinin hızlı bir seçim mi yoksa bir koalisyon hükümeti mi kuracağının piyasaların yönünü belirleyeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, dolaylı etkiler yaratabilir. İngiltere, Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı ve NATO müttefikidir. Başbakan değişikliği, özellikle savunma sanayii işbirliği ve Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın geleceği açısından belirsizliğe yol açabilir. Türkiye, İngiltere ile savunma alanında önemli projelere imza atmış; Baykar ve ASELSAN gibi firmalar Birleşik Krallık pazarına girmiştir. Yeni hükümetin bu işbirliklerine devam edip etmeyeceği izlenmeli. Ayrıca, İngiltere'nin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs politikalarındaki tutumu da Ankara için kritiktir. Ancak, kısa vadede İngiltere'nin dış politikasında köklü bir değişiklik beklenmemekte; Türkiye'nin mevcut ilişkilerini sürdürmesi olasıdır.