Cibuti, Yemen'deki iç savaştan kaçan mültecilerin artan akınıyla ciddi bir insani krizle karşı karşıya. Ülkeye sığınan Yemenli sayısı son aylarda hızla artarken, Cibuti'nin sınırlı kaynakları bu yükü taşımakta zorlanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Cibuti'deki mülteci kamplarının kapasitesinin aşıldığını ve acil uluslararası yardım gerektiğini bildirdi.
İnsani Durumun Arka Planı
Yemen'de 2015'ten bu yana süren iç savaş, milyonlarca insanı yerinden etti. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile Husiler arasındaki çatışmalar, ülkeyi insani bir felakete sürükledi. Yemen'den kaçan siviller, komşu ülkelere sığınmak zorunda kalıyor. Cibuti, Yemen'e en yakın ülkelerden biri olarak bu akından en çok etkilenen ülkelerden biri. Son haftalarda Bab-el-Mendeb Boğazı üzerinden Cibuti'ye geçen Yemenli sayısında önemli bir artış yaşandı. UNHCR verilerine göre, 2023 yılı başından bu yana Cibuti'ye sığınan Yemenli sayısı 10 bini aşmış durumda. Bu kişilerin çoğu, ülkenin kuzeyindeki Obock ve Tadjourah bölgelerindeki geçici barınma merkezlerinde yaşam mücadelesi veriyor.
Cibuti hükümeti, artan mülteci akını karşısında yeni kamplar açma ve mevcut kampları genişletme çabasında. Ancak ülkenin ekonomik zorlukları ve sınırlı altyapısı, bu çabaları sekteye uğratıyor. Özellikle temiz su, gıda ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgede kolera ve diğer salgın hastalık riskinin arttığı uyarısında bulunuyor. Cibuti Sağlık Bakanlığı, mülteci kamplarında salgın hastalıkların önlenmesi için ek önlemler almaya çalışıyor ancak kaynak yetersizliği nedeniyle bu çabalar sınırlı kalıyor.
Birleşmiş Milletler, Cibuti'deki insani kriz için acil fon çağrısı yaptı. UNHCR ve Dünya Gıda Programı (WFP), bölgede artan ihtiyaçları karşılamak için 50 milyon dolarlık ek kaynak gerektiğini açıkladı. Uluslararası toplumun ilgisi ise Ukrayna ve Gazze gibi diğer krizlere yoğunlaşmış durumda. Uzmanlar, Yemen krizinin unutulmaya yüz tuttuğunu ve bunun Cibuti gibi komşu ülkeler üzerindeki yükü daha da artırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Cibuti, stratejik konumu nedeniyle büyük güçlerin ilgi odağında. Ülke, Bab-el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı ve ev sahipliği yaptığı yabancı askeri üslerle (ABD, Çin, Fransa, Japonya) jeopolitik öneme sahip. Ancak bu stratejik önem, insani krizin çözümüne doğrudan katkı sağlamıyor. Aksine, mülteci akını, ülkedeki güvenlik ve istikrarı tehdit edebilecek bir unsur olarak görülüyor. Cibuti hükümeti, uluslararası toplumdan daha fazla destek bekliyor. Bölgesel aktörler olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise Yemen'deki çatışmalara odaklanmış durumda ve mülteci krizine yeterli ilgiyi göstermiyor.
Yemen'deki insani kriz, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak kabul ediliyor. BM'ye göre, Yemen'de 20 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Ülkedeki çatışmalar, gıda ve yakıt kıtlığına yol açarak fiyatları artırıyor. Bu koşullar, daha fazla Yemenlinin ülkeyi terk etmesine neden oluyor. Cibuti'nin yanı sıra Somali ve Suudi Arabistan da Yemenli mültecilere ev sahipliği yapıyor. Ancak Cibuti, coğrafi yakınlığı ve görece güvenli ortamı nedeniyle daha fazla tercih ediliyor.
Uluslararası toplumun Yemen krizine yönelik çözüm arayışları ise sonuçsuz kalmaya devam ediyor. BM arabuluculuğundaki barış görüşmeleri, taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle ilerleme kaydedemiyor. Bu durum, krizin daha da derinleşmesine ve komşu ülkeler üzerindeki baskının artmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki insani kriz ve Cibuti'ye yönelen mülteci akını, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani diplomasi açısından önemli bir sınav. Türkiye, Yemen'deki çatışmalarda taraf olmamakla birlikte, insani yardım konusunda aktif bir aktör. Cibuti'deki kriz, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki insani yardım faaliyetlerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin deniz ticareti ve enerji güvenliği için risk oluşturuyor. Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artırmak için Cibuti ve Somali gibi ülkelerle işbirliğini güçlendirmesi, hem insani hem de stratejik açıdan faydalı olacaktır. Öte yandan, artan mülteci akını, Türkiye'nin kendi mülteci politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.