Christopher Nolan’ın yeni filmi The Odyssey, 2026’nın en büyük gişe canavarı olmaya hazırlanıyor. Ancak Yunan mitolojisinin en ünlü destanını beyazperdeye taşıyan bu yapımda, hikâyenin ana vatanı olan Yunanistan’dan hiçbir oyuncunun yer almaması dikkat çekiyor. Nolan’ın kadrosu ‘dünyayı temsil eden’ bir anlayışla seçilmiş olsa da, bir kilit ülkenin tamamen yok sayılması eleştirileri beraberinde getirdi.
Nolan ve eşi Emma Thomas’ın yapımcılığını üstlendiği filmde, Matt Damon, Tom Holland, Zendaya, Anne Hathaway, Charlize Theron, Lupita Nyong’o, Robert Pattinson ve Jon Bernthal gibi uluslararası yıldızlar yer alıyor. Kadroda Amerikan aksanları, parlak vücut takımları ve çamurlu bir estetik vaat ediliyor. Ancak Yunan toplumu ve medyası, binlerce yıllık kültürel miraslarını anlatan bu filmde hiçbir Yunan’ın bulunmamasını ‘kültürel sahiplenme’ olarak nitelendiriyor.
Arka Plan: Neden Bu Kadar Tepki Var?
Yunanistan’da son yıllarda Hollywood yapımlarına karşı hassasiyet arttı. 2020’de Netflix’in Yunan mitolojisini konu alan yapımları da benzer eleştirilere hedef olmuştu. Yunan Kültür Bakanlığı yetkilileri, “Odysseia bizim ulusal destanımızdır. Bu hikâyelerin anlatılmasından memnuniyet duyarız, ancak temsil konusunda daha dikkatli olunmasını bekleriz” açıklamasında bulundu. Özellikle Yunan aktörler, filmlerde küçük rollerde bile yer almalarına rağmen ana karakterlerin tamamen Yunan olmayan oyunculara verilmesini eleştiriyor.
Nolan’ın tercihinin ardında ticari kaygılar yatıyor. Uluslararası pazarda tanınan yıldızlar kullanmak, özellikle ABD ve Asya’da gişe garantisi sağlıyor. Oysa Yunan oyuncuların uluslararası tanınırlığı sınırlı. Bununla birlikte, The Odyssey gibi bir destanın evrenselliği vurgulanarak, “hikâyenin tüm insanlığa ait olduğu” savunuluyor. Ancak Yunanistan’da bu argüman pek ikna edici bulunmuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu tartışma sadece Yunanistan’ı ilgilendirmiyor. Hollywood’un çeşitlilik politikaları, son yıllarda birçok ülke tarafından sorgulanıyor. Bir yandan Asyalı, siyahi ve Latin kökenli oyuncuların kadrolarda yer alması teşvik edilirken, öte yandan küçük kültürlerin temsil edilmemesi ‘beyazlatma’ suçlamalarına yol açıyor. The Odyssey vakasında, siyahi oyuncuların Antik Yunan karakterlerini canlandırması da ayrı bir tartışma konusu. Ancak Yunanlar, ‘beyaz veya siyah Yunan’ ayrımından ziyade, hiçbir Yunan’ın bulunmamasına tepki gösteriyor.
Yunan medyası, konuyu Batı’nın Antik Yunan’ı ‘yeniden keşfetme’ ve sahiplenme hakkı olarak görüyor. “Biz Yunanlar bu hikâyeleri anlatmak için en uygun kişiler değil miyiz?” sorusu sıkça soruluyor. Öte yandan, bazı akademisyenler kültürel mirasın evrenselliğine vurgu yaparak, “Homeros’un destanları tüm insanlığa aittir; herkes onu yorumlayabilir” görüşünü savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu tartışma, Türkiye açısından da benzer kültürel temsil sorunlarını akla getiriyor. Hollywood’un Truva Savaşı veya Bizans İmparatorluğu gibi tarihsel temalı filmlerinde Türk oyunculara yer vermemesi sık eleştirilen bir konudur. The Odyssey’deki Yunan yokluğu, Türk izleyicilerin de kendi kültürel miraslarının beyazperdede yeterince temsil edilmediğini düşünmelerine yol açabilir. Ancak bu film doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmediği için, bölgesel ölçekte kültürel temsil talepleri açısından bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’nin kendi sinema sektöründe tarihi ve mitolojik yapımlara ağırlık vermesi, bu tür dışa bağımlılığı azaltabilir.