Yapay zeka (YZ) teknolojilerinin silahlı çatışmalarda kullanımı giderek artarken, uluslararası toplum bu araçların sivilleri koruma ve barış süreçlerini destekleme potansiyelini yeterince değerlendirmiyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, hâlihazırda var olan YZ tabanlı çözümlerin çatışma bölgelerinde insani krizleri önlemek için acilen uygulanması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre, erken uyarı sistemleri, ateşkes izleme ve dezenformasyonla mücadele gibi alanlarda kullanılabilecek teknolojiler mevcut ancak siyasi irade ve kaynak eksikliği nedeniyle hayata geçirilemiyor.
Potansiyel ve Mevcut Araçlar
Çatışma bölgelerinde YZ kullanımı, uydu görüntüleri analiziyle sivil hareketlerin izlenmesinden, sosyal medya verileriyle nefret söyleminin tespitine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Örneğin, insansız hava araçları tarafından toplanan görüntüler, YZ algoritmalarıyla işlenerek sivil kayıpların önlenmesine yardımcı olabiliyor. Ayrıca, yapay zeka destekli tercüme araçları, farklı dillerdeki iletişimi kolaylaştırarak müzakere süreçlerinde köprü görevi görebiliyor. Ancak bu teknolojilerin etkin kullanımı için altyapı, eğitim ve hukuki çerçeve gerekiyor.
Birleşmiş Milletler Barışı Koruma Operasyonları, YZ tabanlı erken uyarı sistemlerini denemeye başladı ancak bu sistemler henüz yaygınlaşmadı. Örneğin, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde kullanılan bir YZ uygulaması, çatışma öncesi gerginlik sinyallerini tespit ederek BM misyonuna uyarı gönderebiliyor. Benzer şekilde, Yemen’deki insani krizde YZ, hasar tespiti ve yardım dağıtımının optimize edilmesinde kullanılıyor. Fakat bu uygulamalar sınırlı kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Teknoloji şirketlerinin geliştirdiği YZ çözümleri, genellikle ticari amaçlarla ön planda tutulurken, insani kullanım ikinci planda kalıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gibi kuruluşlar, YZ’nin savaş hukukuna uygun şekilde kullanılması için etik kurallar geliştirilmesi çağrısı yapıyor. Özellikle otonom silah sistemlerinin yaygınlaşması, sivil kayıpları artırma riski taşıyor. Bu nedenle, mevcut araçların barışçıl amaçlarla kullanılması, küresel güvenlik için kritik önemde.
ABD ve Çin gibi ülkeler, YZ’yi askeri alanda yoğun şekilde kullanırken, Avrupa Birliği etik çerçeveler oluşturmaya çalışıyor. Gelişmekte olan ülkeler ise bu teknolojilere erişimde zorluk yaşıyor. Bu durum, çatışma bölgelerinde teknolojik eşitsizliği derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savunma sanayisinde yerli YZ çözümleri geliştirirken, insani krizlerde de bu teknolojileri kullanma potansiyeline sahip. Suriye ve Irak’taki çatışma bölgelerinde, YZ tabanlı erken uyarı sistemleri ve insani yardım lojistiği Türkiye’nin sınır güvenliği ve mülteci politikası açısından önemli fırsatlar sunuyor. Ayrıca, Türkiye’nin aktif arabuluculuk rolü, YZ destekli iletişim araçlarıyla güçlendirilebilir. Ancak, etik kullanım ve veri güvenliği konularında ulusal bir çerçeve oluşturulması gerekiyor.