İngiltere'nin Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, son günlerde İran asıllı siyasetçi Ali Milani hakkında sağcı çevrelerden gelen saldırılarla karşı karşıya. Middle East Eye'ın analizine göre Burnham, bu baskılara boyun eğmemeli ve Milani'yi savunmaya devam etmelidir. Milani, geçmişte İran'daki insan hakları ihlallerine yönelik eleştirileri ve Filistin davasına verdiği destekle tanınıyor. Muhafazakar çevreler, Milani'nin geçmişteki bazı paylaşımlarını gerekçe göstererek onu hedef alıyor. Ancak uzmanlar, bu saldırıların siyasi bir karakter taşıdığını ve İngiltere'deki Müslüman ve göçmen kökenli siyasetçilere yönelik artan bir hedef gösterme eğiliminin parçası olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Ali Milani, üniversite yıllarında Ulusal Öğrenci Birliği başkan yardımcılığı yapmış, daha sonra İşçi Partisi'nde aktif siyaset yürütmüş bir isim. Ancak asıl çıkışını 2020 yılında Uxbridge ve South Ruislip seçim bölgesinde dönemin Başbakanı Boris Johnson'a karşı yürüttüğü kampanya ile yapmıştı. Johnson'ın az farkla kazandığı bu seçim, Milani'nin siyasi geleceği açısından önemli bir sıçrama tahtası olmuştu. Şimdi ise Büyük Manchester bölgesinde belediye başkanlığı için adaylığı konuşuluyor. Ancak sağcı medya ve siyasi çevreler, Milani'nin geçmişte İran'ın dini lideri Ayetullah Hamaney ile dayanışma içeren paylaşımlarını ve Hizbullah'ı öven ifadelerini gündeme getirerek onu hedef alıyor.
Burnham, daha önce Milani'yi desteklediğini ifade etmişti. Ancak aşırı sağcı grupların ve bazı Muhafazakar Parti üyelerinin artan baskısı karşısında Burnham'ın geri adım atacağına dair spekülasyonlar yapılıyor. Milani'nin avukatları, onun bu paylaşımlarının bağlamından koparılarak çarpıtıldığını ve İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin meşru siyasi görüşlerini ifade ettiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu vaka, sadece İngiltere iç siyasetini ilgilendirmiyor. Birleşik Krallık'ta yaşayan İran kökenli topluluklar ve Müslüman seçmenler, bu tür saldırıların İslamofobi ve yabancı düşmanlığını körüklediğini belirtiyor. Özellikle 7 Ekim'de başlayan Gazze savaşı sonrası İngiltere'de Filistin'e destek gösterileri ve karşıt protestolar artmış, bu durum Müslüman karşıtı söylemleri de beraberinde getirmişti. Burnham'ın alacağı tavır, İşçi Partisi'nin lideri Keir Starmer'ın İsrail politikalarına yönelik eleştirilerle boğuştuğu bir dönemde, partinin Müslüman seçmenler nezdindeki konumunu da etkileyebilir.
Uzmanlar, Burnham'ın Milani'ye verdiği desteği sürdürmesinin, İşçi Partisi içindeki ilerici kanadı güçlendireceğini ve sağcı popülizme karşı bir duruş sergileyeceğini ifade ediyor. Aksi halde, Burnham'ın kariyeri açısından kısa vadeli siyasi kazançlar elde edebileceği, ancak parti içi güvenilirliğini ve toplumsal desteğini kaybedebileceği belirtiliyor. Bu durum, Avrupa'da yükselen aşırı sağ dalgaya karşı ilerici değerlerin savunulması açısından da kritik bir test niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye açısından bu gelişme, Avrupa'da yükselen İslamofobi ve göçmen karşıtlığı ile mücadele bağlamında yakından izlenmektedir. Türkiye, benzer şekilde Avrupa'da yaşayan Türk diasporasına yönelik ayrımcılık ve hedef gösterme vakalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, Burnham'ın Milani'yi savunması, Avrupa'daki Müslüman toplulukların siyasi katılımının önündeki engellerin kaldırılması açısından önemli bir emsal teşkil edebilir. Ayrıca, İngiltere'deki İran asıllı topluluğun maruz kaldığı bu baskılar, Batı'da İran karşıtlığının Müslüman karşıtlığıyla iç içe geçtiği bir ortamı yansıtmaktadır. Ankara, bu tür olaylarda çifte standarda karşı duruşu ile uluslararası platformlarda Müslüman toplulukların haklarını savunma politikasını sürdürmektedir.