Avrupa Birliği, Ukrayna savaşının diplomatik çözümü için Moskova'ya sinyal gönderdi. AB Konseyi Başkanı António Costa'nın ofisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakınlığıyla bilinen üst düzey bir yetkiliyle telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin içeriği henüz resmi olarak açıklanmazken, kaynaklar olası bir barış konferansı veya müzakere sürecinin yeniden başlatılması için zemin yoklaması yapıldığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Brüksel ile Kremlin arasındaki bu temas, Ukrayna savaşının üçüncü yılına yaklaşılırken gerçekleşti. AB, bugüne kadar Rusya'ya yönelik yaptırımlarını sürdürürken, diplomatik kanalları da açık tutma çabası içinde. Costa'nın ofisi, görüşmenin 'gayriresmi' olduğunu ve bağlayıcı bir taahhüt içermediğini vurguluyor. Ancak bu adım, Avrupa'nın Ukrayna politikasında olası bir esnemeye işaret ediyor. Zira AB içinde, savaşın uzaması nedeniyle yorgunluk belirtileri görülüyor; bazı üye ülkeler, müzakerelerin başlatılması için Kiev'e baskı yapılması gerektiğini savunuyor.
Görüşme, Rusya'nın son aylarda Ukrayna'da toprak kazanımları elde ettiği bir dönemde yapıldı. Moskova, Ukrayna'nın NATO'ya üyelik hedefinden vazgeçmesi ve işgal ettiği toprakların statüsünün tanınması gibi taleplerinde ısrarcı. Kiev ise sadece tam egemenliğinin restorasyonu halinde müzakere masasına oturacağını beyan ediyor. Bu derin anlaşmazlıklar, olası bir diyaloğun önündeki en büyük engel.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin bu girişimi, uluslararası toplumda iki kutuplu bir tepkiyle karşılandı. Ukrayna ve Baltık ülkeleri, Moskova'yla müzakere edilmesine şiddetle karşı çıkarken; Macaristan ve Slovakya gibi ülkeler, görüşmeleri destekliyor. ABD yönetimi ise temkinli bir iyimserlik sergiliyor. Washington, 'Ukrayna olmadan Ukrayna hakkında hiçbir şey' ilkesinin korunması gerektiğini vurguluyor.
Küresel düzeyde, Hindistan ve Çin gibi ülkeler Ukrayna krizinde arabulucu rolü üstlenmeye çalışırken, AB'nin doğrudan Kremlin'le teması, bu ülkelerin pozisyonunu da etkileyebilir. Enerji krizinin Avrupa'yı zorladığı bir dönemde, Brüksel'in diplomatik adımı, kış aylarında doğalgaz akışını güvence altına alma arayışıyla da bağlantılı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brüksel'in Moskova'ya yaklaşması, Türkiye'nin Ukrayna savaşında üstlendiği arabuluculuk rolüne doğrudan temas ediyor. Ankara, savaşın başından bu yana hem Kiev hem de Moskova'yla iletişim halinde olan ender aktörlerden. AB'nin de doğrudan diyalog başlatması, Türkiye'nin 'köprü' misyonunu zayıflatabilir. Ancak Türkiye, Karadeniz Tahıl Koridoru ve esir takası mekanizmaları gibi somut başarılarıyla, potansiyel bir müzakere sürecinde hâlâ kritik bir oyuncu. Ayrıca, AB'nin Rusya'yla yakınlaşması, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini de etkileyebilir.