ABD borsaları, 2026 yılının ikinci çeyreğini pandemiden bu yana en güçlü performansla kapatmaya hazırlanırken, küresel piyasalarda hareketli bir dönem yaşanıyor. New York borsasında S&P 500 endeksi altı yılın en iyi çeyreğine imza atarken, Japon yeni 1986'dan bu yana en düşük seviyesine geriledi. Bu gelişmelerin ortasında, ABD Yüksek Mahkemesi (SCOTUS) Başkan Donald Trump'ın federal kurumlardaki üst düzey yetkilileri görevden alma yetkisini genişleten önemli bir karara imza attı. Ancak mahkeme, Federal Rezerv'in bağımsızlığını koruyarak merkez bankasının otonom yapısını güvence altına aldı.
Piyasalarda Tarihi Hareketlilik
ABD hisse senetleri, 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 12'nin üzerinde bir artış kaydederek Mart 2020'den bu yana en güçlü üç aylık performansı sergiledi. Teknoloji hisseleri ve enerji sektörü bu yükselişe öncülük ederken, yatırımcıların yapay zeka ve temiz enerji alanındaki iyimserliği piyasalara yön verdi. Öte yandan, Japon yeni dolar karşısında 162 seviyesine kadar gerileyerek 38 yılın en düşük seviyesine ulaştı. Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) faiz oranlarını düşük tutma politikası ve ABD ile Japonya arasındaki geniş faiz farkı, yen üzerindeki baskıyı artırdı. Bu durum, Japon ihracatçıları için avantaj yaratırken, ithalat maliyetlerini yükselterek enflasyonist baskıları tetikledi.
Analistler, yenin zayıflamasının Asya piyasalarında dalgalanmalara yol açabileceğini ve bölgesel ticaret dengesini etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle Güney Kore ve Tayvan gibi rekabetçi ekonomiler, Japonya'nın ihracat avantajı karşısında zorlanabilir.
Trump'ın Yetkileri Genişliyor, Fed Bağımsızlığı Korunuyor
ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin federal ajanslardaki üst düzey yetkilileri görevden alma yetkisini onaylayarak başkanlık gücünü önemli ölçüde artırdı. 6'ya 3 gibi bölünmüş bir oylamayla alınan karar, başkanın bağımsız kurumlar üzerindeki kontrolünü güçlendirirken, yürütme erkinin tek elde toplanmasına yönelik tartışmaları alevlendirdi. Ancak mahkeme, aynı kararda Federal Rezerv'in bağımsızlığını koruyarak merkez bankasının para politikası üzerindeki otonomisini sürdürdü. Bu, piyasalar tarafından olumlu karşılandı; çünkü Fed'in bağımsızlığı, enflasyonla mücadelede güvenilirliğin temel taşı olarak görülüyor.
Karar, özellikle Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Ticaret Komisyonu (FTC) gibi kurumların başkanlık kontrolüne açılması anlamına geliyor. Trump yönetimi, bu yetkiyi kullanarak düzenlemeleri gevşetmeyi ve kurumların politikalarını kendi gündemiyle uyumlu hale getirmeyi planlıyor. Muhalifler, bu durumun bağımsız kurumların tarafsızlığını zedeleyebileceği uyarısında bulunurken, destekçiler daha etkili bir yönetim sağlayacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve dış politikası açısından çeşitli yansımalar barındırıyor. Küresel piyasalardaki iyimserlik, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını olumlu etkileyebilir. Ancak yenin zayıflaması, Türkiye'nin Japonya ile olan ticaretinde rekabet gücünü artırabilir, çünkü Türk ihracatçıları Asya'da daha avantajlı hale gelebilir. Diğer yandan, Trump'ın yetkilerinin genişlemesi, ABD'nin Türkiye'ye yönelik politikalarında daha öngörülemez adımlar atmasına yol açabilir. Örneğin, Trump yönetiminin bağımsız kurumlar üzerindeki kontrolü artırması, Türkiye'yi ilgilendiren ticaret veya savunma konularında Amerikan kurumlarının karar alma süreçlerini etkileyebilir. Fed'in bağımsızlığının korunması ise küresel finansal istikrar açısından olumlu olup, Türkiye'nin dış finansman koşullarını dolaylı olarak iyileştirebilir. Bu nedenle, gelişmelerin yakından takip edilmesi, Türkiye'nin ekonomik ve diplomatik stratejileri için önem taşıyor.