JPMorgan Asset Management'ın sabit getirili varlıklar global başkanı Bob Michele, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek yıl faiz oranlarını 'bir veya iki kez' artıracağını ancak 'dramatik bir sıkılaşma döngüsüne' girmeyeceğini öngörüyor. Bloomberg'e konuşan Michele, Fed'in bu hamlelerini 'bakım artışları' (maintenance hikes) olarak nitelendiriyor. Bu tahmin, piyasalarda faiz indirimi beklentilerinin güçlendiği bir dönemde dikkat çekiyor. Michele'e göre Fed, enflasyonu kontrol altında tutmak ve ekonomik dengeyi korumak için ölçülü adımlar atacak.
Gelişmenin arka planı
Bob Michele, JPMorgan Asset Management'ta 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim. Tahminleri, genellikle piyasalarda yankı buluyor. Michele, Fed'in mevcut durumda enflasyonla mücadelede önemli ilerleme kaydettiğini ancak işgücü piyasasındaki sıkılık ve tüketici harcamalarındaki direnç nedeniyle faizleri tamamen düşürmeyeceğini savunuyor.
Michele'e göre Fed, 'bakım artışları' ile faizleri mevcut seviyelerde tutarak ekonomiye zarar vermeden enflasyonu kontrol altında tutmaya çalışacak. Bu strateji, 1990'larda Alan Greenspan döneminde uygulanan 'önleyici faiz artışlarına' benzetiliyor. Ancak Michele, mevcut döngünün daha ılımlı olacağını belirtiyor.
Fed yetkilileri son toplantılarda faiz oranlarını yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tutarken, 2024 yılı için üç faiz indirimi öngörülüyordu. Michele'in tahminleri, bu beklentilerin aksine faiz artışının halen masada olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Fed'in faiz politikaları, küresel piyasalar üzerinde doğrudan etkili. Gelişmekte olan ülkelerde sermaye akışları, döviz kurları ve borçlanma maliyetleri Fed'in adımlarına göre şekilleniyor. Eğer Fed faiz artırırsa, dolar güçlenebilir ve gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı hızlanabilir. Bu durum, özellikle yüksek dış borcu olan ülkeler için risk oluşturuyor.
Öte yandan, faiz artışı beklentisi altın, petrol gibi emtia fiyatlarını da etkileyebilir. Güçlü dolar, emtia fiyatlarını baskılama eğiliminde. Michele'in öngörüsü, küresel enflasyon görünümünü de etkileyebilir; çünkü Fed'in sıkı duruşu diğer merkez bankalarını da benzer adımlara itebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in olası faiz artışları, Türkiye ekonomisi için ek baskı anlamına gelebilir. Güçlü dolar, Türk lirasının değer kaybını hızlandırabilir ve ithalat maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, küresel sermayenin gelişmiş ülkelere yönelmesi, Türkiye'ye portföy girişlerini sınırlayabilir. TCMB'nin sıkı para politikası duruşu bu etkileri kısmen hafifletse de, Fed'in 'bakım artışları' Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir. Öte yandan, enerji ve emtia fiyatlarındaki olası düşüş, cari açık üzerinde olumlu etki yaratabilir. Türkiye, bu dönemde mali disiplin ve yapısal reformlarla kırılganlıkları azaltmak zorunda.