Almanya'nın Bonn kentinde, 16-26 Haziran 2025 tarihleri arasında düzenlenen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 64. Yardımcı Organ Oturumları (SB64), küresel iklim diplomasisinin önemli bir durağı olarak öne çıkıyor. Climate Home News'in de takip edeceği bu müzakerelerde, temel olarak 2025 yılı sonunda Brezilya'nın ev sahipliğinde yapılacak COP30 öncesinde yol haritasının belirlenmesi hedefleniyor. Taraflar, özellikle iklim finansmanı, kayıp ve hasar fonunun işler hale getirilmesi ve ulusal katkı beyanlarının (NDC) güncellenmesi konularında somut adımlar atmayı amaçlıyor.
Müzakerelerin Odağındaki Başlıklar
SB64'ün en kritik gündem maddelerinden biri, gelişmekte olan ülkelere sağlanacak iklim finansmanının yeni kolektif hedefi (NCQG). 2009'da taahhüt edilen yıllık 100 milyar doların yetersiz kaldığı ve gelişmekte olan ülkelerin 2030 itibarıyla yıllık en az 1 trilyon dolar talep ettiği bu süreçte, Bonn'da bir çerçeve anlaşmasına varılması bekleniyor. Ayrıca, COP29'da Azerbaycan'da mutabakata varılan kayıp ve hasar fonunun yönetim yapısı, finansman kaynakları ve ilk projeleri de masada. Gelişmekte olan ülkeler, fonun hızlı ve etkin işlemesi için somut kurallar talep ediyor.
Bir diğer önemli konu, 2025 yılı sonuna kadar sunulması gereken üçüncü nesil ulusal katkı beyanları (NDC 3.0). Ülkelerin 2035 hedeflerini kapsayacak bu beyanların, küresel sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlamak için yeterli iddialılıkta olması gerekiyor. Bonn'da, özellikle büyük emisyon sahiplerinin (ABD, Çin, Hindistan) yeni NDC'lerinin taslaklarına dair ipuçları alınması bekleniyor. Ayrıca, küresel stok değerlendirmesinin (Global Stocktake) ilk sonuçlarının ardından atılacak adımlar da tartışılacak.
Yan etkinliklerde ise, iklim teknolojileri transferi, adaptasyon finansmanı ve ormansızlaşmanın önlenmesi gibi konular ele alınacak. Özellikle Amazon yağmur ormanlarının korunması ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması için yeni iş birlikleri duyurulabilir. SB64'ün, COP30'a giden yolda teknik ve siyasi bir temel oluşturması amaçlanıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Bonn müzakereleri, yalnızca teknik bir toplantı olmanın ötesinde, iklim politikalarında küresel güç dengelerini de yansıtıyor. AB ve Çin, iklim finansmanı ve emisyon azaltımında liderlik rolünü pekiştirmeye çalışırken, ABD'nin geri dönüşü sonrası oluşan yeni diplomatik ortam da müzakerelere yansıyor. Gelişmekte olan ülkeler ise, tarihsel sorumluluk ve ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesine vurgu yaparak, finansman ve teknoloji transferinde somut adımlar talep ediyor. Özellikle Afrika ülkeleri ve küçük ada devletleri, iklim değişikliğinin en ağır yükünü taşıdıkları için kayıp ve hasar fonunun işletilmesinde öncelikli rol oynamak istiyor.
Bölgesel olarak, Avrupa Birliği'nin 2040 yılı için %90 emisyon azaltım hedefi ve sınırda karbon düzenlemesi (CBAM) gibi politikaları, Bonn'da diğer ülkeler tarafından yakından izlenecek. Asya-Pasifik'te ise Çin ve Hindistan'ın kömür kullanımına yönelik tutumları, küresel emisyon hedefleri açısından belirleyici olacak. Latin Amerika ülkeleri, Amazon'un korunması ve sürdürülebilir kalkınma modelleri için destek ararken, Orta Doğu ülkeleri petrol bağımlılığını azaltma ve yenilenebilir enerjiye geçiş stratejilerini masaya yatıracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede orta gelirli bir ülke olarak Bonn görüşmelerinde özellikle finansman ve teknoloji transferi konularına odaklanıyor. 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, yeşil enerji dönüşümü için dış kaynak ihtiyacı bulunan Türkiye, NCQG kapsamında adil bir pay talep ediyor. Ayrıca, kayıp ve hasar fonunun, aşırı hava olaylarına maruz kalan Akdeniz havzasındaki ülkeler için de kullanılabilir hale gelmesi önem taşıyor. Bonn'daki müzakereler, Türkiye'nin iklim diplomasisindeki konumunu güçlendirmek ve yeni NDC hedeflerini uluslararası topluma duyurmak için bir fırsat sunuyor. Ancak, gelişmekte olan ülke statüsü konusundaki belirsizlik ve finansman mekanizmalarına erişim, Türkiye'nin önündeki temel engeller arasında yer alıyor.