İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasında, son haftalarda tırmanan sınır çatışmalarının ardından ABD arabuluculuğunda bir ateşkes anlaşmasına varıldı. Anlaşma, özellikle ABD ile İran arasında yeniden canlandırılması planlanan nükleer müzakereleri tehdit eden gerilimi düşürmeyi hedefliyor. Taraflar, 27 Kasım 2024 itibarıyla yürürlüğe giren ateşkes kapsamında, sınır ötesi saldırıları durdurmayı ve bölgedeki BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) denetiminde gerginliği azaltıcı adımlar atmayı kabul etti. Ancak uzmanlar, kalıcı bir barışın henüz ufukta görünmediğini vurguluyor.
Ateşkesin Arka Planı ve Dinamikler
İsrail ile Hizbullah arasındaki son çatışma dalgası, Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından Lübnan sınırında başlayan karşılıklı roket ve hava saldırılarıyla yoğunlaştı. Hizbullah, Gazze’deki savaşa destek amacıyla İsrail’in kuzeyine düzenlediği saldırılarla sınırı adeta savaş alanına çevirdi. İsrail ise hava saldırıları ve topçu atışlarıyla karşılık verdi. Çatışmalar, binlerce sivilin yer değiştirmesine ve bölgede büyük bir insani krize yol açtı. ABD, hem bölgesel istikrarı korumak hem de İran’la yürütülen nükleer müzakerelerdeki hassas dengeleri bozmamak için devreye girdi. Ateşkesin, Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın askeri varlığını kısıtlayan 2006 BM Kararı 1701’in uygulanmasını da kolaylaştırması bekleniyor.
Anlaşmanın detaylarına göre, İsrail güçleri tartışmalı Shebaa Çiftlikleri bölgesinden çekilecek ve Lübnan ordusu, Hizbullah’ın kontrolündeki güney bölgelerinde varlık gösterecek. Ancak Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda net bir madde yer almıyor. Bu durum, ateşkesin uygulanabilirliğine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmayı “geçici bir çözüm” olarak nitelendirirken, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, “savaşın kazanımlarını koruduklarını” savundu.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Ateşkes, sadece İsrail-Hizbullah ilişkilerini değil, aynı zamanda ABD-İran arasındaki dengeleri de etkiliyor. Washington, İran’ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü gerilimi düşürmek için Tahran’la dolaylı temaslarını sürdürüyor. İran Dışişleri Bakanlığı, ateşkesi “olumlu bir adım” olarak değerlendirirken, nükleer müzakerelerin yeniden başlamasının önünü açması halinde bunun bölgesel istikrara katkı sağlayacağını belirtti. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmanın sona ermesini memnuniyetle karşıladı. Bu ülkeler, özellikle İran’ın etkisini dengelemek için ekonomik entegrasyon projelerine odaklanmayı tercih ediyor. Ancak ABD’nin arabuluculuğuna rağmen, ateşkesin sürdürülebilirliği konusunda uluslararası toplumda temkinli bir iyimserlik hakim. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, tarafları anlaşmaya uymaya çağırırken, “kalıcı barış için siyasi iradenin şart olduğunu” vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Hizbullah ateşkesini bölgesel istikrar açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Ankara, özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları ihtilafları bağlamında Lübnan’daki güvenlik durumunu yakından takip ediyor. Ateşkesin sürmesi, Türkiye’nin Lübnan’daki ekonomik çıkarları ve bölgedeki insani yardım faaliyetleri için elverişli bir ortam yaratabilir. Ayrıca, İran’la nükleer müzakerelerin yeniden canlanması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve bölgesel ticaret hedefleri açısından kritik öneme sahip. Ancak çatışmaların yeniden alevlenme riski, Türkiye’nin sınır güvenliği ve Suriye’deki istikrarsızlıkla mücadele stratejilerini de etkileyebilir. Ankara, ateşkesin kalıcı hale gelmesi için BM nezdinde girişimlerde bulunmayı planlıyor.