Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Doğu Afrika'da yeniden alevlenen Ebola salgınına karşı ülkelerin sınır kapatma ve seyahat kısıtlamaları gibi sert önlemler almasının, virüsün kontrol altına alınmasını zorlaştırdığını duyurdu. Örgütün yayımladığı son raporda, özellikle Uganda'nın Ebola kaynaklı ölümlerin ardından sınır kapılarını kapatmasının, kayıt dışı geçişleri artırarak salgını büyütebileceği uyarısı yapıldı. IOM, 'Sınırların kapatılması, insanların kayıt dışı yollardan geçmesine neden oluyor. Bu durum, virüsün izlenmesini ve hastalığın erken tespitini neredeyse imkansız hale getiriyor' ifadelerini kullandı.
Yerinden edilme ve çatışmalar salgını körüklüyor
IOM raporuna göre, Ebola virüsü hastalığının (EVH) yeniden ortaya çıktığı Doğu Afrika ülkelerinde, milyonlarca insan çatışmalar ve ekonomik nedenlerle yerinden edilmiş durumda. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC) ve Uganda arasındaki sınır bölgesinde yaşanan yoğun nüfus hareketleri, virüsün yayılmasını hızlandırıyor. Raporda, salgından en çok etkilenen bölgelerde sağlık altyapısının yetersiz olduğu, aşı ve ilaç stoklarının sınırlı kaldığı belirtildi. IOM, yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kamplarda hijyen koşullarının kötü olmasının bulaşma riskini artırdığına dikkat çekti. Örgüt, 'Sınır bölgelerinde yaşayan topluluklar virüse karşı son derece savunmasız. Çatışmalar, sınırlı sağlık hizmetleri ve güvensizlik, salgınla mücadeleyi baltalıyor' değerlendirmesinde bulundu.
Ebola virüsü hastalığı, ebolavirüslerin neden olduğu hemorajik ateşe yol açan bir hastalık. Virüsün bulaşması, insandan insana kan ve diğer vücut sıvılarıyla temas yoluyla gerçekleşiyor. Hastalık belirtileri arasında ani ateş, halsizlik, kas ağrıları, baş ağrısı ve boğaz ağrısı yer alıyor. Ardından kusma, ishal, döküntü, böbrek ve karaciğer fonksiyon bozuklukları görülüyor. Ağır vakalarda iç ve dış kanamalar yaşanabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Ebola salgınlarında ortalama ölüm oranı yüzde 50 civarında seyrediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğu Afrika'daki Ebola salgını, yalnızca bölge ülkeleri için değil, küresel sağlık güvenliği açısından da ciddi bir tehdit oluşturuyor. IOM, salgının kontrol altına alınamaması durumunda virüsün uluslararası seyahat yoluyla diğer kıtalara yayılabileceği uyarısını yapıyor. Örgüt, bu nedenle sınır kapatmaları yerine, bilimsel temelli sağlık taramaları ve aşılama kampanyalarının güçlendirilmesini tavsiye ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de, Ebola ile mücadelede uluslararası iş birliğinin önemini vurguluyor ve ülkelerin sınırlarını kapatmak yerine, salgın bölgelerine sağlık ekipleri göndermelerini istiyor.
Küresel sağlık uzmanları, Ebola salgınının yanı sıra Kovid-19 pandemisi ve diğer bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin, sürdürülebilir sağlık sistemleri ve sınır ötesi koordinasyon gerektirdiğini belirtiyor. Afrika'da artan Ebola vakaları, uluslararası toplumun bölgeye yönelik yardım çağrılarını da beraberinde getiriyor. ABD, Avrupa Birliği ve diğer bağışçı ülkeler, DKC ve Uganda'ya sağlık ekipmanı ve aşı desteğinde bulunuyor. Ancak IOM, 'Mevcut yardım akışı yetersiz. Salgını kontrol altına almak için çok daha fazla kaynağa ihtiyaç var' diye uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Afrika ile tarihsel ve kültürel bağlara sahip olup, bölgede artan nüfuzuyla dikkat çekiyor. Ebola salgınının Türkiye'ye doğrudan bir etkisi bulunmamakla birlikte, salgının bölgesel istikrarsızlığı artırması ve uluslararası sağlık krizine dönüşmesi, Türkiye'nin dış politikasını etkileyebilir. Türkiye, Afrika'da sağlık altyapısının güçlendirilmesi ve bulaşıcı hastalıklarla mücadelede aktif rol oynuyor. Bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütü ve IOM gibi kuruluşlarla iş birliği yaparak salgının yayılmasının önlenmesine katkı sağlayabilir. Aynı zamanda, Türk vatandaşları ve bölgedeki ticari çıkarların korunması için salgının seyri yakından izlenmeli; olası seyahat kısıtlamaları veya sağlık önlemleri zamanında alınmalıdır.