Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, İsrail'in Gazze Şeridi'nde ateşkesin ardından düzenlediği saldırılarda çok sayıda Filistinli çocuğun hayatını kaybetmesini 'soykırım' olarak nitelendirdi. Raporda, uluslararası hukukun temel prensiplerinin ihlal edildiği ve çocukların sistematik bir şekilde hedef alındığı belirtildi. BM raporu, çatışmaların durmasının ardından bile sivil kayıpların devam ettiğine dikkat çekti. İsrail'in BM nezdindeki misyonu ise raporu 'iftira dolu bir saçmalık' olarak değerlendirerek, soruşturma komisyonunu 'temelde kusurlu bir mekanizma' olarak nitelendirdi. Rapor, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırırken, insan hakları örgütleri tarafından da desteklendi.
Gelişmenin Arka Planı
BM İnsan Hakları Konseyi tarafından oluşturulan bağımsız soruşturma komisyonu tarafından hazırlanan raporda, İsrail'in 2023 yılında Hamas ile varılan ateşkesin ardından Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarında en az 150 çocuğun öldürüldüğü belirtildi. Raporda, bu ölümlerin 'çocukları hedef alan sistematik bir politikanın parçası' olduğu ve 'soykırım fiilleri' oluşturduğu ifade edildi. Ayrıca, İsrail güçlerinin hastanelere, okullara ve sivil altyapıya yönelik saldırıları da belgelendi. BM raporu, İsrail'in uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini ve çocukların korunmasına yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurguladı.
Raporun yayımlanmasının ardından İsrail Dışişleri Bakanlığı, raporun 'gerçek dışı iddialar' içerdiğini savundu. İsrail'in BM nezdindeki büyükelçisi, 'Bu rapor, İsrail'i şeytanlaştırma amacı güden siyasi bir belgedir. Soruşturma komisyonu önyargılı ve taraflıdır' açıklamasında bulundu. Öte yandan, Filistin yönetimi raporu memnuniyetle karşıladı ve uluslararası toplumu İsrail'e yaptırım uygulamaya çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BM raporu, sadece Gazze'deki durumu değil, aynı zamanda işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de İsrail'in insan hakları ihlallerini ele alıyor. Raporda, İsrail'in yerleşim politikaları, Filistinlilere yönelik ayrımcı uygulamalar ve gözaltı koşulları da eleştiriliyor. BM Genel Sekreteri raporu 'endişe verici' olarak nitelendirirken, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) konuyu incelemesi bekleniyor.
Rapor, uluslararası kamuoyunda farklı tepkilere yol açtı. ABD, raporu 'tek taraflı' bularak reddederken, Avrupa Birliği (AB) 'ciddi endişe' duyduğunu açıkladı. Arap Birliği ise raporu 'tarihi bir belge' olarak nitelendirerek İsrail'i kınadı. Türkiye, raporu desteklediğini belirtti ve İsrail'in uluslararası hukuka uyması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu rapor, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği geleneksel desteğin uluslararası arenada haklılığını teyit eder niteliktedir. Türkiye, BM raporunda yer alan soykırım iddialarını daha önce de gündeme getirmiş ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunmuştu. Rapordaki bulgular, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirecek ve Filistin davasını savunma pozisyonunu pekiştirecektir. Ayrıca, rapor Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabalarına yeni bir boyut getirebilir. Ancak, raporun bağlayıcı olmaması ve İsrail'in reddetmesi, Türkiye'nin bu konuda daha fazla diplomatik girişimde bulunmasını gerektirebilir. Bölgesel istikrar açısından, bu tür raporların Filistin-İsrail çatışmasında kalıcı bir çözüm bulunmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğu söylenebilir.