Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Filistinli çocukları hedef alarak soykırım suçu işlediğini ortaya koydu. BM İnsan Hakları Konseyi tarafından hazırlanan raporda, İsrail güçlerinin 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de yürüttüğü askeri operasyonlarda çocukların sistematik olarak hedef alındığı, hastanelerin, okulların ve sivil altyapının bilinçli bir şekilde vurulduğu belirtildi. Rapora göre, saldırılarda hayatını kaybedenlerin yüzde 40'ından fazlası çocuklardan oluşurken, binlerce çocuk yaralandı veya evsiz kaldı.
Raporun içeriği ve iddialar
BM raporu, İsrail'in Gazze'deki çocukları hedef almasının bir soykırım eylemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda, özellikle kuzey Gazze'deki sivillere yönelik ablukanın, çocukların açlık ve susuzluktan ölmesine yol açtığı ifade ediliyor. BM raportörleri, İsrail'in uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini ve çocukların korunmasına ilişkin Cenevre Sözleşmesi'ni çiğnediğini belirtiyor. Raporda ayrıca, İsrail'in sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarda beyaz fosfor gibi yasaklı mühimmat kullandığına dair kanıtlar sunuluyor. Rapora göre, İsrail güçleri, çocukların yoğun olarak bulunduğu mülteci kamplarına, hastanelere ve okullara düzenlediği saldırılarda orantısız güç kullanımından kaçınmamış, hatta bilinçli olarak sivil kayıpları artıracak taktikler uygulamıştır. BM raporu, bu eylemlerin soykırım suçu kapsamında değerlendirilmesi için Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvurulmasını tavsiye etmektedir.
Raporda, 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmalarda bugüne kadar 40 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği, bunların 16 binden fazlasının çocuk olduğu belirtiliyor. Ayrıca, 1,5 milyondan fazla kişinin yerinden edildiği, temel ihtiyaç maddelerine ulaşamadığı ifade ediliyor. BM, özellikle kuzey Gazze'deki açlık krizinin çocuk ölümlerini artırdığını ve acil insani yardımın engellendiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel yankılar
BM raporu, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Birçok ülke ve insan hakları örgütü raporu memnuniyetle karşılarken, İsrail yönetimi raporu reddetti ve "asılsız" olarak nitelendirdi. ABD, rapora temkinli yaklaşarak bağımsız bir soruşturma çağrısı yaparken, Avrupa Birliği ülkeleri içinde farklı sesler yükselmeye başladı. İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler raporu desteklerken, Almanya ve Macaristan daha ihtiyatlı bir tutum sergiledi. Ortadoğu'da ise Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan raporu güçlü bir şekilde eleştirerek İsrail'e yaptırım çağrısında bulundu. İran ve Türkiye, BM raporuna dayanarak İsrail'in uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğini belirtti. Filistin yönetimi, raporu uluslararası toplumun Filistin halkına karşı işlenen suçları tanıması açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Raporun UCM'de bir dava açılmasına zemin hazırlaması beklenirken, bu durumun İsrail'in uluslararası alandaki itibarını daha da zedeleyeceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM raporunu memnuniyetle karşılamış ve İsrail'in uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu rapor, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına uluslararası meşruiyet kazandırması açısından önemlidir. Türkiye, soykırım iddialarının soruşturulması için UCM'ye başvurmayı değerlendirebilir. Ayrıca, rapor, Türkiye'nin bölgesel liderlik rolünü pekiştirebilir; zira Ankara, Müslüman ülkeler nezdinde Filistin meselesinde en tutarlı duruş sergileyen ülkelerden biridir. Ekonomik olarak ise, Türkiye-İsrail ticari ilişkileri daha da gerilebileceği gibi, enerji işbirliği projeleri de riske girebilir. Güvenlik boyutunda ise, raporun yayımlanmasıyla birlikte bölgede tansiyonun yükselmesi, Türkiye'nin sınır güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilir.