Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Suriye'nin Esad döneminde inşa ettiği şüpheli nükleer tesislere yönelik yıllardır süren soruşturmasını resmen kapattı. Ajansın kararı, geçtiğimiz ay uluslararası denetçilerin Suriye'deki iki eski nükleer saha olduğu değerlendirilen bölgeye yaptığı ziyaretin ardından alındı. Böylece, 2007'de İsrail'in bombaladığı Deyr ez-Zor'daki el-Kibar tesisinden bu yana devam eden belirsizlik süreci sona ermiş oldu.
Soruşturmanın Arka Planı ve Son Gelişmeler
UAEA, Suriye'nin gizli nükleer faaliyetlerine ilişkin ilk ciddi bulguları 2008 yılında ortaya koymuştu. İsrail'in 6 Eylül 2007'de düzenlediği hava saldırısıyla yıkılan el-Kibar tesisinin, Kuzey Kore tasarımı bir nükleer reaktör olduğu iddia edilmişti. Suriye yönetimi ise tesisi askeri amaçlı olmayan bir tesis olarak savunmuş ve UAEA'nın tam işbirliği taleplerini uzun süre askıya almıştı. Ajans, 2011'de Suriye'nin nükleer programına ilişkin kapsamlı bir rapor yayımlamış ve ülkenin yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirtmişti.
2014 yılında UAEA, Suriye'nin açıklanmamış nükleer maddelerin varlığını kabul etmesinin ardından tesislerin temizlendiğini ve faaliyetlerin durdurulduğunu bildirmişti. Ancak soruşturma, sahada yapılacak nihai bir doğrulama ziyaretine kadar açık kalmıştı. Geçtiğimiz ay gerçekleşen ziyaret, Suriye Geçici Hükümeti'nin daveti üzerine yapıldı ve denetçiler, daha önce erişilemeyen iki bölgede incelemelerde bulundu. UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, "Sahada elde edilen bulgular, Suriye'nin beyanlarıyla uyumlu" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, soruşturmanın kapatılması kararı, UAEA Yönetim Kurulu'nun oy çokluğuyla alındı. Karar metninde, Suriye'nin işbirliği eksikliği nedeniyle geçmişte yaşanan zorluklara atıfta bulunuldu ancak mevcut durumda tesislerin artık nükleer faaliyet için kullanılmadığı teyit edildi. Ajans, Suriye'nin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
UAEA'nın kararı, Orta Doğu'da nükleer silahlanma yarışı endişelerinin arttığı bir dönemde geldi. İsrail'in nükleer kapasitesi, İran'ın uranyum zenginleştirme programı ve Suudi Arabistan'ın nükleer enerji arayışları, bölgesel dengeleri giderek daha karmaşık hale getiriyor. Suriye soruşturmasının kapanması, en azından ülkenin nükleer silah edinme çabalarının sona erdiğine dair bir işaret olarak yorumlanıyor. Ancak uzmanlar, Suriye'nin savaş sonrası yeniden inşa sürecinde nükleer enerjiye yönelebileceğini ve bunun da yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
ABD ve Avrupa Birliği, kararı temkinli bir memnuniyetle karşıladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Suriye'nin nükleer geçmişinin aydınlatılması için UAEA ile tam işbirliği yapması çağrımızı yineliyoruz" dedi. Rusya ve Çin ise soruşturmanın kapatılmasını olumlu bir adım olarak değerlendirdi ve Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. İsrail henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak İsrail istihbarat kaynakları, Suriye'nin nükleer programının tamamen sona erdiğine ikna olmadıklarını belirtiyor.
Suriye'nin NPT'ye taraf olmasına rağmen, geçmişteki ihlalleri nedeniyle uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanması zaman alacak. UAEA'nın kararı, Suriye'nin nükleer dosyasının kapatıldığı anlamına gelmiyor; sadece mevcut tesislerin akıbetinin netleştiğini gösteriyor. Ajans, Suriye'de gelecekte herhangi bir şüpheli faaliyet tespit edilirse yeniden harekete geçme yetkisini saklı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki nükleer dosyanın kapanması, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından çeşitli sonuçlar doğuruyor. Öncelikle, sınır komşusu Suriye'de nükleer silah edinme potansiyelinin ortadan kalktığına dair bir teyit, Ankara'nın uzun süredir dile getirdiği bölgesel nükleer yayılma endişelerini bir ölçüde hafifletebilir. Ancak Türkiye, Suriye'nin savaş sonrası dönemde nükleer enerji alanında atacağı adımları dikkatle izlemeli. Ayrıca, İsrail'in 2007'deki saldırısı ve sonrasındaki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve silahsızlanma çabalarına yönelik politikalarını şekillendirmede referans olabilir. UAEA ile işbirliği, Türkiye'nin nükleer güvenlik mimarisindeki rolünü güçlendirebilir.