Batı Şeria'nın Cenin kentinde Filistinli çocuklar, İsrail ordusunun okul yollarına yerleştirdiği askeri kapıların altından sürünerek geçmek zorunda kalıyor. Her sabah ve akşam yaşanan bu durum, bölgede eğitime erişimi fiilen engelleyen bir uygulama olarak tepkilere yol açıyor. İsrail güçlerinin güvenlik gerekçesiyle kurduğu demir kapılar, çocukların okula ulaşmasını güçleştirirken, uluslararası insan hakları örgütleri uygulamayı kolektif cezalandırma olarak nitelendiriyor.
Gelişmenin arka planı
Cenin'deki mülteci kampı ve çevresindeki mahallelerde yaşayan Filistinliler, on yıllardır İsrail işgali altında ağır kısıtlamalarla karşı karşıya. Ancak son dönemde okul yollarına yerleştirilen askeri kapılar, günlük yaşamı daha da zorlaştırdı. Görgü tanıklarına göre, çocuklar sabah erken saatlerde evlerinden çıkıp okullarına ulaşmak için bu kapıların altından geçmek zorunda. Kapıların yüksekliği ve yapısı, sadece sürünerek geçişe izin veriyor. Bu durum, özellikle küçük yaştaki çocuklar için fiziksel ve psikolojik yük oluşturuyor.
İsrail ordusu, kapıların "güvenlik ihtiyaçları" doğrultusunda yerleştirildiğini savunuyor. Ancak Filistinli yetkililer ve insan hakları savunucuları, bu tür uygulamaların keyfi olduğunu ve doğrudan sivilleri, özellikle de çocukları hedef aldığını belirtiyor. Cenin'deki okulların çoğu, İsrail yerleşim birimlerine yakın bölgelerde bulunuyor ve askeri kontrol noktaları nedeniyle öğrenciler alternatif güzergâh bulmakta zorlanıyor.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve diğer uluslararası kuruluşlar, Batı Şeria'da eğitime erişimin giderek zorlaştığını raporluyor. Özellikle 2023 sonrası dönemde artan askeri operasyonlar ve yerleşimci şiddeti, Filistinli çocukların okula devamını olumsuz etkiliyor. Cenin'deki bu son uygulama, uluslararası toplumun dikkatini bir kez daha bölgeye çekmiş durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Filistin meselesi, onlarca yıldır uluslararası gündemin merkezinde. Ancak son yıllarda Filistin topraklarındaki günlük ihlaller, barış sürecine dair umutları azaltıyor. Cenin'deki okul kapıları örneği, işgal altındaki bölgelerde eğitim hakkının nasıl sistematik olarak kısıtlandığını gözler önüne seriyor. Uluslararası hukuk, işgalci güçlerin sivil nüfusun temel haklarına müdahale etmesini yasaklıyor. Çocukların eğitime erişimi, Cenevre Sözleşmeleri ve Çocuk Hakları Sözleşmesi ile koruma altında.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, benzer uygulamaları daha önce kınamıştı. Ancak somut yaptırım mekanizmalarının eksikliği, bu tür ihlallerin sürmesine zemin hazırlıyor. Bölgedeki gerginlik, Gazze'deki insani krizle birlikte değerlendirildiğinde, Filistin meselesinin küresel istikrar açısından taşıdığı riskler daha da belirginleşiyor. Uluslararası toplumun etkili bir baskı kuramaması, İsrail'in bu tür uygulamalarını sürdürmesine olanak tanıyor.
Cenin'deki okul yolu engeli, aynı zamanda Filistin ekonomisi ve toplumsal yapısı üzerinde uzun vadeli etkiler yaratıyor. Eğitime erişimin kısıtlanması, nitelikli iş gücünün azalmasına ve yoksulluğun derinleşmesine yol açıyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barışın tesisini daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistinlilerin yanında yer almış ve iki devletli çözümü savunmuştur. Cenin'deki bu son gelişme, Ankara'nın uluslararası platformlarda dile getirdiği Filistinli sivillerin korunması gerekliliğini yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, İsrail'in bu tür uygulamalarını uluslararası hukuk ihlali olarak değerlendiriyor ve BM nezdinde girişimlerde bulunabilir. Ayrıca bölgedeki insani kriz, Türkiye'nin insani yardım politikalarını ve bölgesel istikrar çabalarını doğrudan etkiliyor. Türk dış politikası açısından, Filistin davasına verilen destek, Orta Doğu'da etkinlik ve İslam dünyasındaki liderlik iddiasıyla da bağlantılı. Bu tür görüntüler, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirel tutumunu haklılaştırırken, Batı ile ilişkilerde denge gözetmesini de gerektiriyor.