Birleşmiş Milletler (BM) iklim zirvesi öncesi hazırlık toplantısı olan 'pre-COP' görüşmeleri, Pasifik ada ülkesi Fiji'nin Nadi kentinde ve Tuvalu'da başladı. Bu hafta gerçekleştirilen görüşmeler, gelecek ay Türkiye'de düzenlenecek olan ve COP31 olarak bilinen daha geniş kapsamlı BM küresel iklim zirvesine öncülük ediyor.
İklim diplomasisinde yoğun hafta
Fiji'nin Nadi şehrinde ve Tuvalu'nun mercan atollerinde düzenlenen 'pre-COP' toplantıları, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir yıl olan 2025'in son büyük hazırlık aşamasını oluşturuyor. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında gerçekleştirilen bu ön görüşmeler, hükümet temsilcileri, iklim bilimcileri, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası liderlerini bir araya getiriyor.
Toplantıların ana gündem maddeleri arasında, ülkelerin 2035'e kadar sunmaları gereken yeni emisyon azaltım hedefleri, iklim finansmanı taahhütleri ve Pasifik ada ülkelerinin karşı karşıya olduğu deniz seviyesi yükselmesi tehdidi yer alıyor. Fiji ve Tuvalu gibi düşük rakımlı ada ülkeleri, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında bulunuyor ve bu tür toplantılara ev sahipliği yaparak küresel kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyor.
COP31 öncesi yapılan bu hazırlık toplantıları, tarafların müzakere pozisyonlarını netleştirmesi ve taslak metinler üzerinde ön anlaşma sağlaması açısından büyük önem taşıyor. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki iklim finansmanı konusundaki anlaşmazlıkların giderilmesi için zemin aranıyor.
Pasifik'ten dünyaya mesaj
İklim zirvesinin ilk kez bir Pasifik ada ülkesinde yapılan ön toplantısına ev sahipliği yapması, bölgenin iklim krizindeki önceliğini simgeliyor. Tuvalu ve Fiji, deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle topraklarının büyük bölümünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu durum, uluslararası toplumun iklim adaleti ve kayıp-zarar mekanizmaları konusundaki sorumluluklarını hatırlatıyor.
Geçtiğimiz yılki COP28'de alınan fosil yakıtlardan uzaklaşma kararı, bu yılki görüşmelerin temelini oluşturuyor. Ancak birçok ülke, bu kararın uygulanmasında ekonomik zorluklarla karşılaşıyor. Pre-COP toplantıları, bu geçiş sürecinin adil ve kapsayıcı olması için gereken yol haritasının tartışılmasına olanak tanıyor.
Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31, ülkenin iklim diplomasisindeki artan rolünü gösteriyor. Zirve, aynı zamanda Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyelini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası platformda sergilemesi için bir fırsat sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
COP31'e ev sahipliği yapacak olan Türkiye, bu zirveyle küresel iklim diplomasisinde merkezi bir aktör haline geliyor. Fiji'deki ön görüşmeler, Türkiye'nin zirvede ele alacağı konuların ve müzakere pozisyonlarının şekillenmesine katkı sağlayacak. Türkiye, yenilenebilir enerji kapasitesini artırma ve yeşil dönüşüm politikalarını uluslararası alanda tanıtma imkânı bulacak. Ayrıca, iklim finansmanı ve teknoloji transferi konularında gelişmekte olan ülkelerle iş birliğini güçlendirebilir. Zirve, Türkiye'nin bölgesel bir enerji merkezi olma hedefine de katkı sunabilir. Ancak Türkiye'nin kendi emisyon azaltım taahhütlerini yerine getirmesi ve Paris Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini uygulaması, uluslararası itibarı açısından kritik olacak.