Pasifik Adaları liderleri, Birleşmiş Milletler iklim müzakereleri öncesi Fiji'nin Nadi kentinde bir araya gelerek iklim değişikliğiyle mücadelede acil eylem çağrısında bulundu. Pazartesi günü başlayan ön-COP toplantıları, önümüzdeki ay Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 zirvesine hazırlık niteliğinde. Fiji ve Tuvalu'da yapılacak görüşmelerde küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlama, iklim finansmanına erişimin artırılması ve yükselen deniz seviyelerinin tehdit ettiği okyanusların korunması konuları ele alınacak.
İklim krizinin Pasifik'teki yansımaları
Pasifik Adaları, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgelerin başında geliyor. Yükselen deniz seviyeleri, bazı ada ülkelerinin varlığını tehdit ederken, artan fırtına ve sel olayları altyapıya ve tarıma ciddi zarar veriyor. Fiji, Tuvalu, Marshall Adaları gibi ülkeler, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle topraklarının bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu ülkeler, küresel sera gazı emisyonlarının çok küçük bir kısmına katkıda bulunmalarına rağmen, iklim değişikliğinin en yıkıcı sonuçlarına göğüs germek zorunda kalıyor. Liderler, bu adaletsizliğe dikkat çekerek gelişmiş ülkelerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor.
Ön-COP toplantılarının ana gündem maddelerinden biri, gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanı. Pasifik ülkeleri, iklim uyum projeleri için ayrılan fonlara erişimde bürokratik engeller ve yetersiz kaynaklarla mücadele ediyor. Liderler, 2025 yılına kadar yıllık 100 milyar dolar taahhüdünün hayata geçirilmesi ve bunun ötesinde yeni bir finansman hedefi belirlenmesi çağrısında bulunuyor. Ayrıca, kayıp ve zarar mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi gerektiği ifade ediliyor.
COP31 yolunda kritik bir adım
Fiji ve Tuvalu'daki görüşmeler, Türkiye'nin Antalya kentinde yapılacak COP31 zirvesine zemin hazırlayacak. Türkiye, 2026 yılında düzenlenecek zirveye ev sahipliği yapacak olması nedeniyle iklim diplomasisinde önemli bir rol üstleniyor. Ancak Türkiye'nin kendi iklim politikaları da tartışma konusu. Ülke, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylamış olsa da, kömür bazlı enerji üretimine devam etmesi ve emisyonlarını azaltma hedeflerinde yeterince ilerleme kaydedememesi eleştiriliyor. COP31, Türkiye'nin yeşil dönüşüm konusundaki taahhütlerini güçlendirmesi ve uluslararası toplumla işbirliğini derinleştirmesi için bir fırsat olarak görülüyor.
Pasifik liderleri, COP31'de 1,5 derece hedefinin korunması ve fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması için baskı yapacak. Bilim insanları, mevcut politikaların 1,5 derece hedefini aşma riskini beraberinde getirdiğini ve acil önlem alınmazsa geri dönüşü olmayan sonuçların ortaya çıkacağını belirtiyor. Bu nedenle, ön-COP toplantıları, ülkelerin COP31 öncesi pozisyonlarını netleştirmesi ve müzakerelerde ortak zemin bulması açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, COP31'e ev sahipliği yaparak iklim diplomasisinde etkin bir aktör olma yolunda önemli bir adım atıyor. Ancak bu rol, ülkenin kendi iklim performansıyla gölgelenebilir. Türkiye'nin kömürden çıkış stratejisi ve yenilenebilir enerjiye geçiş hızı, uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor. Pasifik liderlerinin çağrıları, Türkiye'nin iklim finansmanı ve adalet konularında daha cesur adımlar atması gerektiğini gösteriyor. Zirve, Türkiye'nin Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum sürecini hızlandırması ve yeşil teknoloji yatırımlarını artırması için bir fırsat sunuyor. Aksi halde, uluslararası prestij kaybı ve ticari yaptırımlarla karşılaşabilir.