Birleşmiş Milletler iklim şefi, aşırı sıcak dalgalarının hamile kadınlar ve yenidoğan bebekler üzerinde hayati risk oluşturduğunu bildirdi. Yapılan bir anket, ebelerin ve doktorların neredeyse tamamının aşırı sıcaklardan mustarip anne veya bebeklere bakım verdiğini ortaya koydu. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, artan sıcaklıkların özellikle kırılgan gruplar üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Stiell, iklim krizinin sadece çevresel değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından desteklenen ve dünya genelinde binlerce sağlık çalışanının katıldığı anket, aşırı sıcakların anne ve bebek sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne serdi. Ankete katılan ebelerin ve doktorların neredeyse tamamı, kariyerleri boyunca en az bir kez aşırı sıcaklara bağlı sağlık sorunları yaşayan bir anne veya yenidoğanla karşılaştıklarını belirtti. Bu sorunlar arasında dehidrasyon, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve anne ölümleri yer alıyor.
Bilimsel araştırmalar, aşırı sıcaklara maruz kalan hamile kadınların erken doğum yapma riskinin arttığını, yenidoğanlarda ise sıcak çarpması, solunum problemleri ve hatta ölüm riskinin yükseldiğini gösteriyor. Özellikle düşük gelirli ülkelerde ve tropikal bölgelerde bu risk daha da belirgin hale geliyor. Sağlık altyapısının zayıf olduğu bölgelerde, aşırı sıcak dalgaları sırasında anne ve bebek ölümlerinde artış yaşanıyor.
BM iklim şefi Stiell, konunun uluslararası iklim müzakerelerinde yeterince ele alınmadığını belirterek, sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine uyum sağlaması gerektiğini ifade etti. Stiell, "Aşırı sıcak, sessiz bir katil. Hamile kadınlar ve bebekler en savunmasız gruplar arasında yer alıyor" dedi. Ancak bu sözler, BM yetkilisinin genel değerlendirmesi olup, anket sonuçlarına ilişkin doğrudan bir alıntı değil.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2000-2020 yılları arasında aşırı sıcaklara bağlı ölümler %70 arttı. 2023 yılı, kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu ve 2024'ün de rekor sıcaklıklarla geçmesi bekleniyor. Bu artış, anne ve bebek sağlığı üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Aşırı sıcakların etkileri bölgesel farklılıklar gösteriyor. Güney Asya, Sahra Altı Afrika ve Orta Doğu gibi sıcak iklim kuşağında yer alan ülkelerde hamile kadınlar ve yenidoğanlar daha büyük risk altında. Örneğin, Hindistan ve Pakistan'da son yıllarda yaşanan sıcak hava dalgaları sırasında hastanelerde erken doğum vakalarında artış kaydedildi. Benzer şekilde, Afrika'nın Sahel bölgesinde sıcaklıkların 45 dereceyi aşması, sağlık hizmetlerine erişimi zaten kısıtlı olan bölgelerde ek yük oluşturuyor.
Küresel ısınmanın etkileri sadece düşük gelirli ülkelerle sınırlı değil. Avrupa'da 2003 yılında yaşanan sıcak hava dalgasında 70 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti; bunların önemli bir kısmı yaşlılar ve kronik hastalar olsa da hamileler de risk grubundaydı. 2022 yazında İngiltere'de sıcaklıklar ilk kez 40 dereceyi aştı ve sağlık yetkilileri hamilelere yönelik uyarılar yayınladı.
İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, sağlık sistemlerinin iklime dayanıklı hale getirilmesi kritik önem taşıyor. Bu kapsamda, erken uyarı sistemleri, serinleme merkezleri, mobil sağlık hizmetleri ve toplum temelli farkındalık kampanyaları öneriliyor. Ancak birçok ülkede bu tür önlemler yetersiz.
BM iklim şefi, yaklaşan COP toplantılarında sağlık boyutunun daha fazla öne çıkarılması gerektiğini belirtti. İklim finansmanının bir kısmının anne ve bebek sağlığı programlarına ayrılması çağrısında bulundu. Ayrıca, ulusal iklim eylem planlarının sağlık sektörünü içerecek şekilde güncellenmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle aşırı sıcaklardan doğrudan etkilenen ülkeler arasında. Son yıllarda ülkemizde de sıcaklık rekorları kırılıyor; 2023 yazında bazı bölgelerde sıcaklık 45 dereceyi aştı. Bu durum, hamileler ve yenidoğanlar için ciddi risk oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı'nın sıcak hava dalgalarına yönelik uyarıları olsa da, anne ve bebek sağlığına özel önlemler sınırlı. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, sağlık sistemimizin iklime uyum kapasitesinin güçlendirilmesi, erken uyarı mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve toplum farkındalığının artırılması gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin iklim politikalarında sağlık boyutunu daha fazla öne çıkarması, hem halk sağlığı hem de uluslararası iklim diplomasisi açısından önem taşıyor.