Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından Basra Körfezi'nde mahsur kalan yüzlerce geminin ve yaklaşık 11 bin denizcinin Hürmüz Boğazı üzerinden tahliyesi için bir planın yürürlüğe girdiğini açıkladı. IMO Sözcüsü, sürecin başladığını ve önümüzdeki günlerde gemilerin kademeli olarak bölgeden ayrılmasının beklendiğini belirtti. Tahliye planı, İran'ın bölgedeki deniz trafiğine yönelik kısıtlamaları ve ABD'nin askeri varlığı nedeniyle haftalardır bekleyen gemiler için bir çözüm sunuyor.
Tahliye planının arka planı
Basra Körfezi'ndeki gerginlik, İran'ın Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında iki Yunan tankerine el koyması ve ABD'nin bölgeye ek askeri güç göndermesinin ardından tırmanmıştı. Bu durum, uluslararası nakliye şirketlerinin Hürmüz Boğazı'nı kullanmaktan kaçınmasına ve birçok geminin körfezde mahsur kalmasına neden oldu. IMO'nun arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda İran, insani gerekçelerle gemilerin geçişine izin vermeyi kabul ederken, ABD de ateşkes koşulları altında askeri operasyonları durdurmayı taahhüt etti. Tahliye sürecinin koordinasyonu için IMO öncülüğünde bir kriz masası oluşturuldu ve bölgedeki tüm taraflarla iletişim sağlandı.
Yetkililer, tahliyenin öncelikle gıda, su ve yakıt sıkıntısı çeken gemilere odaklanacağını belirtiyor. Gemilerin güvenli bir şekilde Hürmüz Boğazı'nı geçmesi için İran ve ABD donanmaları arasında koordinasyon sağlandı. Ayrıca, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin limanlarının, tahliye edilen denizciler için geçici barınma ve sağlık hizmeti sağlamak üzere hazır olduğu bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve küresel enerji güvenliği açısından kritik bir darboğaz niteliği taşıyor. Bu nedenle bölgedeki herhangi bir gerginlik, uluslararası piyasalarda dalgalanmalara yol açabiliyor. Tahliye planı, kısa vadede insani bir krizi önlerken, uzun vadede taraflar arasında daha kalıcı bir güvenlik düzenlemesinin önünü açabilir. Ancak uzmanlar, İran ile ABD arasındaki temel anlaşmazlıkların (nükleer program, yaptırımlar) devam ettiğini ve bu ateşkesin geçici bir çözüm olduğunu vurguluyor. Bölgedeki diğer aktörler, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail, gelişmeleri dikkatle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın istikrarından doğrudan etkileniyor. Boğazın güvenliği, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ticaretini ve enerji tedarikini yakından ilgilendiriyor. Ayrıca Türkiye, bölgede arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeline sahip; ancak bu krizde doğrudan bir inisiyatif almadığı görülüyor. Tahliye planının başarıyla uygulanması, küresel enerji fiyatlarında istikrar sağlayarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini dolaylı olarak olumlu etkileyebilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin kendi deniz ticareti ve Doğu Akdeniz'deki enerji faaliyetleri için benzer güvenlik garantilerinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.