Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, Hürmüz Boğazı'nda bir gemiye yönelik saldırının ardından askıya alınan tahliye operasyonlarının yeniden başlatılması için çalışmaların sürdüğünü duyurdu. Dominguez, sanal basın toplantısında, saldırı öncesinde yaklaşık 115 geminin ve 2 bin 500 denizcinin boğazdan güvenli bir şekilde geçirildiğini belirtti. Ancak tahliyelerin durdurulmasıyla birlikte bölgede bekleyen gemi ve mürettebat sayısının hızla arttığı ifade ediliyor.
Saldırının ardından tahliyeler durduruldu
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan stratejik bir su yolu. Son haftalarda bölgede artan gerilim, ticari gemilere yönelik saldırıları da beraberinde getirdi. Son olarak bir tankere düzenlenen saldırıda can kaybı yaşanmazken, gemi ciddi hasar aldı. Olayın ardından bölgedeki deniz güvenliği endişeleri zirveye çıktı ve IMO, tahliye operasyonlarını geçici olarak durdurdu. Dominguez, operasyonların ne zaman yeniden başlayacağına ilişkin net bir tarih vermezken, "Güvenlik koşullarının iyileşmesi ve ilgili tüm tarafların koordinasyonuyla sürecin hızlandırılmasını umuyoruz" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol ve ticaret rotası tehlikede
Hürmüz Boğazı, İran ve Umman arasında yer alan ve Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dar bir geçit. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan taşınıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçıları için hayati öneme sahip olan bu güzergâh, aynı zamanda sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinde de kilit rol oynuyor. Bölgede yaşanan herhangi bir aksaklık, küresel enerji fiyatlarında ani yükselişlere yol açabiliyor. Analistler, tahliyelerin uzun süreli askıda kalması halinde, özellikle Asya pazarlarına yönelik petrol sevkiyatlarında ciddi gecikmeler ve maliyet artışları yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, bölgede devriye gezen ABD ve müttefik donanma güçlerinin varlığı, olası bir askeri çatışma riskini de gündemde tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Boğazın kapanması veya geçişlerin kısıtlanması, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Doğu'daki artan diplomatik ve ticari ilişkileri düşünüldüğünde, bölgesel istikrarsızlık doğrudan Türk ticaret gemilerini de etkileyebilir. Ankara'nın, hem Montrö Sözleşmesi kapsamındaki deniz güvenliği hassasiyeti hem de enerji arz güvenliği perspektifiyle, bu tür krizlerde diplomasi ve deniz güvenliği iş birliğini ön planda tutması beklenmektedir.