Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Cuma günü Yemenli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik artan saldırılarını kınadı. Bu kınama, BM'nin en üst organından nadir görülen bir birlik mesajı olarak öne çıktı. Husilerin Suudi Arabistan'a uyguladığı deniz ablukası, petrol tankerlerine saldırılar ve gemilerin ele geçirilmesi bölgede gerilimi tırmandırdı.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaşta Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı mücadele ediyor. Son dönemde Husiler, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'nda Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilan etti. Bu abluka kapsamında Suudi petrol tankerlerine saldırılar düzenlendi ve bazı gemiler ele geçirildi. Suudi Arabistan, dünya petrol ihracatının önemli bir kısmını bu rotadan gerçekleştiriyor. Saldırılar, küresel enerji arzını ve deniz ticaretini tehdit ediyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin kınama kararı, genellikle vetolu üyeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle zor alınan bir karar. Bu kez Konsey, Husilerin eylemlerini açıkça kınayarak ortak bir tutum sergiledi. Kararda, saldırıların bölgesel istikrarı bozduğu ve uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı. Konsey, tüm taraflara itidal çağrısı yaparak çatışmanın daha da yayılmasını önlemeye çalıştı.
Uzmanlar, Husilerin bu saldırıları İran'dan aldığı destekle gerçekleştirdiğini belirtiyor. Suudi Arabistan ise saldırıları kendi güvenliğine doğrudan tehdit olarak görüyor ve karşı önlemler alacağını açıkladı. BM'nin kınaması, Suudi Arabistan'a diplomatik destek sağlarken Husiler üzerindeki uluslararası baskıyı artırmayı amaçlıyor. Ancak Husiler, BM kararlarını daha önce de reddetmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri. Husilerin deniz ablukası, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Kızıldeniz, Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin can damarı. Saldırıların sürmesi halinde, uluslararası deniz taşımacılığı alternatif rotalara yönelebilir ve maliyetler artabilir. Bu durum, zaten kırılgan olan küresel ekonomi için ek bir risk oluşturuyor.
Bölgesel güç dengesi açısından, İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışma, Orta Doğu'daki mezhep temelli gerilimin bir yansıması. BM Güvenlik Konseyi'nin kararı, İran'a dolaylı bir mesaj içeriyor: Husilere verilen desteğin sonlandırılması çağrısı. Ancak İran, Husileri desteklediğini resmen kabul etmiyor. Konsey'in bir sonraki adımı, olası yaptırımlar veya silah ambargosu olabilir. Fakat Rusya ve Çin'in tutumu belirleyici olacak.
Diğer yandan, BM'nin bu kınaması, Yemen'deki insani krizi de gölgede bırakmamalı. Ülkede milyonlarca kişi açlık ve hastalıkla mücadele ediyor. Uluslararası yardımlar yetersiz. Saldırıların yoğunlaşması, insani yardımların ulaştırılmasını daha da zorlaştırıyor. BM, taraflara insani ateşkes çağrısını yineliyor ancak şu ana kadar sonuç alınamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Suudi Arabistan hem de Yemen'deki krize komşu bir ülke olarak gelişmeleri yakından takip ediyor. Husilerin deniz saldırıları, Kızıldeniz ticaret yollarını tehdit ederek Türkiye'nin bölgesel ticaretini ve enerji güvenliğini dolaylı yoldan etkiliyor. Türkiye, Husileri terör örgütü olarak tanımlamasa da Suudi Arabistan ile savunma işbirliğini sürdürüyor. BM kararı, Türkiye'nin diplomatik dengelerini gözetmesini gerektiriyor: İran ile ilişkileri bozmadan Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerine kayıtsız kalmamak. Önümüzdeki süreçte Türkiye'nin insani yardım ve barış çabalarında daha aktif rol alması beklenebilir.