Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, önümüzdeki hafta Kıbrıs'a gerçekleştireceği ziyaretle, adada yıllardır tıkanmış durumda olan barış görüşmelerine yeniden ivme kazandırmayı hedefliyor. Bu ziyaret, taraflar arasında 2017'de Crans-Montana'da yaşanan son başarısız görüşmelerden bu yana en yüksek düzeyli diplomatik temas olarak öne çıkıyor. Kıbrıs sorunu, Ada'da 1974'ten bu yana devam eden fiili bölünmüşlük ve uluslararası toplumun tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin statüsü nedeniyle Doğu Akdeniz'in en karmaşık meselelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Guterres'in ziyareti, son dönemde Doğu Akdeniz'de yaşanan enerji keşifleri, Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki yumuşama ve AB'nin yeniden ilgisi gibi bölgesel dinamiklerin de etkisiyle kritik bir zamanlamaya denk geliyor.
Kıbrıs'ta barış süreci neden tıkandı ve neden şimdi?
Kıbrıs'ta barış görüşmeleri en son 2017 yılında İsviçre'nin Crans-Montana kasabasında gerçekleştirilen konferansta kilitlenmişti. Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasında, Rum tarafının garantörlük sisteminin kaldırılması ve adadaki Türk askerlerinin tamamen çekilmesi yönündeki katı tutumu, Türk tarafının ise eşit siyasi statü ve etkin garantörlük ısrarı belirleyici olmuştu. O tarihten bu yana geçen 7 yılda, iki taraf arasında resmi düzeyde kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Ancak son aylarda, Birleşmiş Milletler'in arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart'ın her iki tarafla da sık sık bir araya gelmesi ve Guterres'in geçtiğimiz aylarda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis ile yaptığı telefon görüşmeleri, bu ziyaretin habercisiydi. Guterres'in adaya gelişinin ardından, her iki liderle ayrı ayrı görüşmesi ve ortak bir akşam yemeğinde bir araya gelmesi bekleniyor. Ziyaretin temel amacı, tarafların pozisyonlarını yakınlaştırmak ve müzakerelerin yeniden başlaması için bir yol haritası üzerinde mutabakat sağlamak olarak ifade ediliyor. BM kaynakları, Genel Sekreter'in 'yeni bir başlangıç' yapılması için taraflarda siyasi irade olduğunu görmek istediğini belirtiyor.
Doğu Akdeniz'de enerji ve jeopolitik denklem
Kıbrıs sorunu, sadece Ada'nın iç meselesi olmanın ötesinde, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve bölgesel güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı bir jeopolitik kriz haline gelmiştir. Son yıllarda Doğu Akdeniz'de keşfedilen doğal gaz rezervleri, Kıbrıs'ı enerji jeopolitiğinin merkezine taşımış durumda. Rum yönetimi, adanın güneyindeki münhasır ekonomik bölgesinde tek taraflı sondaj faaliyetleri yürütürken, Türkiye ve KKTC, bu faaliyetlerin Ada'nın tümünün haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Bu bağlamda, Guterres'in ziyaretinin enerji boyutu da önem taşıyor. ABD ve Avrupa Birliği'nin son dönemde Türkiye ile diyaloğu öncelemesi, Kıbrıs sorununun çözümü için de yeni bir pencere aralamış olabilir. Zira AB, Doğu Akdeniz'de istikrarın sağlanması ve enerji kaynaklarının ortak kullanımı için Kıbrıs'ta bir çözümü elzem görüyor. Öte yandan, Yunanistan ile Türkiye arasında son iki yıldır devam eden pozitif gündem ve yumuşama atmosferi, Kıbrıs meselesine de olumlu yansıyabilir. Başbakan Kiryakos Miçotakis ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aralıklı görüşmeleri, Ege ve Doğu Akdeniz'deki gerilimi düşürmüş, Kıbrıs'ta da benzer bir yaklaşımın benimsenebileceğine dair umutları yeşertmiştir. Ancak asıl belirleyici faktör, Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini kabul edip etmeyeceği ve Türkiye'nin garantörlük statüsüne yaklaşımı olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Guterres'in Kıbrıs ziyareti, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası ve Kıbrıs Türklerinin statüsü açısından kritik bir dönemeçtir. Türkiye, iki devletli çözüm tezini güçlü bir şekilde savunurken, BM'nin bu ziyareti, uluslararası toplumun Kıbrıs'ta statükodan rahatsız olduğunu ancak henüz iki devletli bir çözüme sıcak bakmadığını göstermektedir. Ankara, bu süreçte Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliğinin tanınması için diplomatik baskıyı artırmayı hedeflemektedir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'de enerji işbirliği ve Mavi Vatan doktrini çerçevesinde, Kıbrıs'ta kalıcı bir çözümün Türkiye'nin deniz yetki alanlarını da güvence altına alması beklenmektedir. Bu nedenle, Guterres ziyareti, Türkiye'nin Kıbrıs politikasını yeniden şekillendirmesi ve bölgesel dengeleri gözeterek yeni bir diplomatik hamle yapması için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.