Guardian gazetesinin ünlü karikatüristi Ben Jennings, 25 Haziran 2026 tarihli yeni çiziminde 'karbon yakalama' (carbon capture) konseptini keskin bir mizah anlayışıyla eleştiriyor. Karikatür, iklim değişikliğiyle mücadelede teknolojik çözümlerin abartıldığı bir ortamda, asıl sorunun enerji tüketimi ve fosil yakıt bağımlılığı olduğuna dair güçlü bir mesaj içeriyor. Jennings, son yıllarda birçok hükümet ve şirketin ‘karbon nötr’ hedeflerine ulaşmak için yatırım yaptığı karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojilerini bir çeşit ‘fikstir’ olarak resmediyor.
Karbon yakalama: Kurtarıcı mı, oyalama mı?
Karbon yakalama teknolojileri, atmosferden karbondioksit emerek ya da endüstriyel tesislerin bacalarından salınan CO2'yi yakalayıp yer altında depolamayı veya başka ürünlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, dünya genelinde halihazırda faaliyette olan 30'dan fazla büyük ölçekli CCUS tesisi bulunuyor ve bu sayının 2030'a kadar iki katına çıkması bekleniyor. Ancak eleştirmenler, bu teknolojilerin yüksek maliyeti, enerji yoğunluğu ve sınırlı kapasitesi nedeniyle asıl sorunun kaynağında çözülmesi gerektiğini savunuyor. Jennings’in karikatürü, tam da bu noktaya parmak basıyor: Karbon yakalama bir tür ‘son çare’ olarak sunulsa da, fosil yakıt şirketlerine işlerine devam etme izni verip iklim taahhütlerini yavaşlatma riski taşıyor.
Küresel iklim politikalarında teknolojiye güven
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında 196 ülke, 2015 Paris Anlaşması’nda küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefini kabul etti. Ancak son IPCC raporları, mevcut politikaların bu hedefi tutturmayacağını gösteriyor. Bu noktada karbon yakalama gibi teknolojiler, pek çok ülkenin iklim planında kritik bir rol oynuyor. Örneğin ABD, Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) kapsamında CCUS projelerine milyarlarca dolar teşvik sağlarken, Avrupa Birliği ‘Net-Sıfır Sanayi Yasası’ ile benzer yatırımları teşvik ediyor. Çin, karbon yakalama kapasitesini 2025'e kadar 2 milyon tona çıkarmayı hedefliyor. Jennings’in karikatürü, bu devasa yatırımların etkinliğini sorgulamakla kalmıyor, aynı zamanda kamuoyunun teknolojiye duyduğu aşırı güveni eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2053 net sıfır emisyon hedefini açıklamış ve bu doğrultuda uzun vadeli iklim stratejisi üzerinde çalışıyor. Karbon yakalama teknolojileri, Türkiye’nin kömürden elektrik üretimi ve çimento, demir-çelik gibi ağır sanayi sektörlerinde emisyonları azaltmak için bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Ancak Jennings’in vurguladığı gibi, bu teknolojilerin yüksek maliyeti ve pilot proje aşamasında olması, Türkiye’nin önceliğinin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları olması gerektiğini gösteriyor. Aksi halde, pahalı ve sınırlı etkiye sahip bir çözüme bağımlı kalmak, iklim hedeflerini riske atabilir. Ayrıca, uluslararası iklim müzakerelerinde Türkiye’nin gelişmekte olan ülke statüsü ve finansman ihtiyacı, bu teknolojilere erişimi sınırlayabilir.