Avrupa'da bu yıl yaklaşık 500 bin hektar ormanlık alanın kül olmasına yol açan yangınlar, kıtanın yangın söndürme kapasitesine yönelik yeni arayışları hızlandırdı. Bu kapsamda, kullanılmayan emekli uçakları modifiye ederek yangın söndürme uçağına dönüştürmek isteyen yeni nesil girişimler ön plana çıkıyor. Kıtanın dört bir yanında, hem sıfırdan tasarlanan hem de mevcut uçakların dönüştürüldüğü modeller, iklim değişikliğinin daha da kızıştırdığı yangın sezonlarına karşı daha etkili bir mücadele vaat ediyor.
Gelişmenin arka planı
Avrupa'nın yangın söndürme filosu şu anda büyük ölçüde Türkiye, Yunanistan, İspanya, İtalya ve Fransa gibi ülkelerde konuşlanan birkaç düzine eski model uçaktan oluşuyor. Çoğunluğu 1950'lerde tasarlanan ve 1970'lerde üretilen bu uçaklar, artan yangın sayısı ve şiddeti karşısında yetersiz kalıyor. Rus yapımı Beriev Be-200 ve Kanadalı CL-415 gibi özel tasarım amfibi uçaklar ise sınırlı sayıda ve yüksek maliyetli.
Bu tablo, girişimcileri farklı bir çözüme yöneltiyor: Kullanım ömrünü tamamlamış veya ekonomik olmaktan çıkmış yolcu ve kargo uçaklarını yangın söndürme uçağına dönüştürmek. İspanyol girişim ABZ Innovación, 1990'larda üretilmiş iki motorlu bir turboprop uçak olan ATR 42-500'ü modifiye ederek 2 bin litre su atabilen bir prototip geliştirdi. Şirket, bu modelin 2026'ya kadar sertifika almasını ve seri üretime geçmesini hedefliyor.
ABD merkezli bir diğer şirket olan Erickson Incorporated ise eski bir yolcu uçağı olan McDonnell Douglas DC-10'u yangın söndürme uçağına çevirerek 35 bin litre su taşıma kapasitesine ulaştı. Bu uçaklar, halihazırda İspanya ve İtalya'da sivil savunma ekiplerinin kullandığı filoya destek sağlıyor. Benzer projeler arasında, 1980'lerden kalma eski bir yolcu uçağı olan Boeing 747'i tanker uçağına dönüştüren ABD'li Global SuperTankers da yer alıyor.
Yeni tasarım modeller arasında ise İngiliz şirketi Windracers'ın geliştirdiği ve yaklaşık 30 metre kanat açıklığına sahip otonom insansız hava aracı dikkat çekiyor. Bu araç, 600 litre su taşıyabiliyor ve 10 saat boyunca havada kalabiliyor. Ayrıca Fransız girişim Beyond Aero, iki koltuklu hidrojen motorlu bir yangın söndürme uçağı üzerinde çalışıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İklim değişikliği, Avrupa'yı giderek daha sık ve yıkıcı orman yangınlarıyla karşı karşıya bırakıyor. Sıcak hava dalgaları, kuraklık ve şiddetli rüzgarlar, yangın sezonunu normalden daha uzun ve daha yoğun hale getiriyor. Bu alanda uzmanlaşan araştırmacılara göre, Akdeniz havzası yangınların en çok arttığı bölgelerin başında geliyor. ABD'nin Kaliforniya eyaleti ve Avustralya gibi yangınlarla mücadelede öncü ülkeler, filolarını yenilemek için benzer teknolojilere yatırım yapıyor.
Avrupa Birliği, 2019'dan bu yana üye ülkelerin yangın söndürme uçaklarını ortaklaşa kullanmasını sağlayan RescEU programı kapsamında geçici bir filo oluşturdu. Bununla birlikte, kıtanın yangın söndürme kapasitesinin büyük ölçüde ABD ve Pasifik bölgesinden kiralanan uçaklara bağımlı olduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle 2023'te Hawaii ve Kanada'da yaşanan büyük yangınlar, bu tür araçlara olan talebi daha da artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, orman yangınlarıyla sık sık mücadele etmek zorunda kalan Türkiye için kritik bir önem taşıyor. Türkiye, özellikle 2021'de yaşanan ve büyük tahribata yol açan orman yangınlarının ardından kendi yangın söndürme filosunu güçlendirme ihtiyacını daha yakından hissetti. Yerli üretim kapasitesi ve modifikasyon teknolojilerinin Türkiye'de de geliştirilmesi, bu bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, Türkiye'nin sahip olduğu geniş ticari uçak filosunun potansiyel bir dönüşüm kaynağı olarak değerlendirilmesi, hem maliyet hem de zaman açısından önemli avantajlar sunabilir. NATO müttefiki Yunanistan ile yaşanan Ege'deki anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, yangınla mücadeledeki bu tür teknolojik atılımların bölgesel işbirliğini de teşvik etmesi beklenebilir.