Washington'un yapay zeka (YZ) modelleri konusunda Çin'e yönelik izlediği agresif politikalar, geçtiğimiz hafta Japonya'da düzenlenen G7 Zirvesi'nde beklenen etkiyi yaratmadı. ABD, müttefiklerini Pekin'in YZ alanındaki yükselişine karşı sert önlemler almaya ikna etmeye çalışırken, özellikle Avrupalı liderler ticari ve teknolojik bağları tamamen koparmaya yanaşmadı. Zirve bildirgesinde Çin'in doğrudan hedef alınmaması, Batı bloku içindeki derin görüş ayrılıklarını ortaya koydu. Kaynaklara göre, ABD YZ güvenliği konusunda ortak standartlar geliştirilmesi çağrısı yaparken, Çin'e teknoloji transferini kısıtlamaya yönelik somut adımlar konusunda istediği mutabakatı sağlayamadı.
Washington'un ikili oyunu: Ortak dil, farklı ajanda
G7 Zirvesi öncesinde ABD Ticaret Bakanlığı, gelişmiş YZ modellerinin ihracatına yeni kısıtlamalar getireceğini duyurmuş ve bu adımın özellikle Çin'i hedef aldığı açıkça ifade edilmişti. Ancak zirvede ABD Başkanı Joe Biden'ın 'sorumlu YZ gelişimi' vurgusu yaparak işbirliğine açık bir dil kullanması, bazı gözlemciler tarafından 'diplomatik bir manevra' olarak yorumlandı. Zira Çin'in dünyanın en büyük YZ patent başvurusu kaynağı haline geldiği ve yüzlerce girişime ev sahipliği yaptığı bir dönemde, Washington'un asıl amacının Pekin'in teknolojik atılımını yavaşlatmak olduğu değerlendiriliyor.
G7 ülkeleri, YZ'nin getirdiği risklere karşı ortak bir çerçeve oluşturma konusunda anlaşsa da, Çin'den tamamen kopuş konusunda net bir pozisyon alamadı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, özellikle ticaret hacmi ve tedarik zincirlerinin zarar görmemesi için Çin'le bağların tamamen kesilmemesi gerektiğini savundu. Bu durum, ABD'nin Çin'i teknoloji alanında tecrit etme stratejisinde önemli bir çatlak oluşturdu.
Küresel YZ yarışı ve iki kutuplu dünya tehlikesi
YZ teknolojileri, savunmadan sağlığa, finansal piyasalardan enerji yönetimine kadar kritik sektörlerde devrim yaratma potansiyeli taşıyor. Bu alanda geride kalmak istemeyen ülkeler, ya kendi modellerini geliştirmeye ya da uluslararası işbirliklerine yöneliyor. Çin'in devlet destekli YZ projeleri ve veri faaliyetleri, Batılı istihbarat kurumlarında endişe yaratırken; Pekin yönetimi, teknolojinin askeri amaçlarla kullanılmasına yönelik suçlamaları reddediyor. Uzmanlara göre, YZ alanındaki bu rekabet, Soğuk Savaş dönemini aratmayacak şekilde iki kutuplu bir teknoloji düzenine yol açabilir. G7 zirvesinde alınan kararlar bu düzenin ilk temel taşları olarak görülürken, Çin ise kendi alternatif YZ ekosistemini kurarak Batı'nın pazar dışı bırakma gayretlerine karşı koymaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
G7 ülkelerinin YZ politikalarında Çin'e karşı takındığı bu ikili tutum, Türkiye açısından da önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, hem NATO üyesi olarak Batı ittifakıyla yakın ilişkilerini sürdürürken hem de Çin'le artan ticari bağlarını dengelemek zorunda. Özellikle YZ alanında Çin'den teknoloji transferi ve işbirliği arayışında olan Türkiye, Batı'nın yaptırım ve kısıtlamalarına maruz kalabileceği gibi, teknolojik bağımsızlığını da güçlendirmek isteyebilir. Türk savunma sanayisi ve bilişim sektörü, bu küresel rekabette kendi yerli YZ modellerini geliştirerek hem ulusal güvenliğini koruyabilir hem de bölgesel bir teknoloji merkezi haline gelebilir. Ancak Türk dış politikasının, iki blok arasında sıkışmadan hareket edebilmesi için ince bir denge politikası izlemesi gerekiyor.