Hindistan'ın milliyetçi örgütü Rashtriya Swayamsevak Sangh (RSS), on yıl önce hayal bile edilemeyecek bir biçimde Batı'nın saygın akademik ve diplomatik çevrelerinde ağırlanmaya başladı. Peki, azınlık karşıtı siciliyle bilinen bu örgütün Batı kurumları nezdinde meşruiyet kazanmasının ardında ne yatıyor? Uzmanlara göre, küresel çoğunlukçu siyasetin yükselişi ve Hindistan'ın değişen jeopolitik önemi, RSS'nin uluslararası alanda görünürlüğünü artırdı.
RSS Nedir ve Neden Tartışmalı?
1925 yılında kurulan RSS, Hindistan'ı bir Hindu devletine dönüştürmeyi amaçlayan aşırı sağcı bir örgüt. Örgüt, ideolojik olarak Hindutva (Hindu milliyetçiliği) çizgisinde hareket ediyor ve eleştirmenler tarafından Müslümanlar, Hristiyanlar ve diğer azınlıklara yönelik ayrımcılığı körüklemekle suçlanıyor. Geçmişte RSS üyeleri, 2002 Gujarat pogromu da dahil olmak üzere çeşitli mezhepsel şiddet olaylarına karıştı. Ancak örgüt, resmi olarak şiddeti reddediyor ve kendisini kültürel bir organizasyon olarak tanımlıyor. Başbakan Narendra Modi, gençlik yıllarında RSS saflarında yer aldı ve partisi BJP, örgütün siyasi kolu olarak görülüyor.
Batı'da uzun yıllar boyunca RSS, faşist ve anti-demokratik eğilimleri nedeniyle dışlanmış bir örgüt olarak kabul edildi. Ancak son yıllarda durum değişiyor. 2023'te ABD'deki Harvard Üniversitesi, RSS liderlerini konferansına davet ederken, Birleşik Krallık'taki bazı düşünce kuruluşları da örgüt temsilcileriyle etkinlikler düzenledi. Bu durum, özellikle insan hakları örgütleri ve Hindistan'daki azınlık toplulukları tarafından sert eleştirilerle karşılandı.
Küresel Çoğunlukçu Siyaset ve Hindistan Faktörü
Uzmanlar, RSS'nin Batı'da kabul görmesinde iki ana faktörün etkili olduğunu belirtiyor. Birincisi, küresel çoğunlukçu (majoryan) siyasetin yükselişi. ABD'de Trump dönemi, Avrupa'da Macaristan ve Polonya örnekleri, çoğulcu demokrasi anlayışının sorgulandığı bir ortam yarattı. Bu ortam, Hindu milliyetçiliği gibi homojen bir ulusal kimlik vurgusu yapan hareketlerin meşruiyet kazanmasına zemin hazırlıyor.
İkincisi ve daha önemlisi, Hindistan'ın jeopolitik ağırlığı. Çin'in yükselişi karşısında Batı, Hindistan'ı doğal bir müttefik olarak görüyor. Özellikle ABD, Çin'i dengelemek için Hindistan'la stratejik ortaklığını derinleştirirken, iç siyasi gelişmelere daha az müdahaleci bir tutum sergiliyor. Aynı şekilde, Avrupa Birliği de Hindistan'la ticari ve diplomatik ilişkilerini güçlendirirken, RSS'nin rolü konusunda daha yumuşak bir dil kullanıyor. Bu durum, Batılı akademisyenler ve politika yapıcılar için bir ikilem yaratıyor: Hindistan'la işbirliği mi yoksa insan hakları endişeleri mi öncelikli olmalı?
Türkiye Açısından Değerlendirme
RSS'nin Batı'da meşrulaşması, Türkiye açısından da önemli bir gelişme. Türkiye, benzer bir çoğunlukçu siyaset ve jeopolitik araçsallaştırma sürecinden geçiyor. Batı'nın Hindistan konusunda sergilediği pragmatik yaklaşım, Türkiye'ye yönelik eleştirilerde de çifte standart olabileceğini düşündürüyor. Ayrıca Hindistan'da Müslüman azınlığın durumu, Türkiye kamuoyunda yakından takip edilen bir konu. RSS'nin Batı'da ağırlanması, Hindistan'daki azınlık hakları ihlallerinin göz ardı edildiği algısını güçlendirerek, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Hindistan'a yönelik eleştirilerine yeni bir boyut kazandırabilir.