Avrupa Birliği (AB) ve Batı Balkan ülkelerinin liderleri, genişleme sürecine yeniden ivme kazandırma hedefiyle Karadağ'ın Adriyatik kıyısındaki Tivat kasabasında bir araya geldi. Zirveye ev sahipliği yapan Karadağ'ın yanı sıra Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Kosova liderleri katıldı. AB tarafında ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel gibi isimler yer aldı. Toplantıda, AB'nin Batı Balkanlar'a yönelik genişleme politikası, bölgesel iş birliği ve ortak güvenlik konuları masaya yatırıldı.
Genişleme sürecinin arka planı
AB'nin Batı Balkanlar'a yönelik genişleme süreci, son yıllarda ivme kaybetmişti. 2004 ve 2007'deki büyük genişleme dalgalarının ardından bölge ülkeleri uzun süredir üyelik bekliyor. Karadağ ve Sırbistan müzakerelere başlamış olsa da ilerleme yavaş. Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ise 2020'de müzakerelere başlama kararı alsa da süreç Bulgaristan'ın vetosu ve iç siyasi engellerle sıkışmış durumda. Bosna-Hersek ise aday ülke statüsünde ancak reformlar yetersiz. Kosova'nın bağımsızlığının AB üyesi beş ülke tarafından tanınmaması ayrı bir sorun teşkil ediyor.
Zirvede, AB'nin 2023'te kabul ettiği yeni genişleme stratejisi çerçevesinde, aday ülkelerin hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele ve ekonomik reformlarda kaydettiği ilerlemeler değerlendirildi. Macron, konuşmasında "Genişleme sadece jeopolitik bir zorunluluk değil, aynı zamanda bir barış projesidir" ifadelerini kullandı. Merz ise Almanya'nın Batı Balkanlar'ın AB'ye entegrasyonunu desteklediğini, ancak reformların tamamlanması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Zirvenin zamanlaması dikkat çekici: Rusya-Ukrayna savaşı, AB'nin doğu sınırlarındaki gerilimleri artırırken, Batı Balkanlar'da da Rusya ve Çin'in etkisi hissediliyor. Sırbistan'ın Rusya ile yakın ilişkileri, Kosova'nın bağımsızlık süreci ve Bosna'daki etnik bölünmeler bölgesel istikrarı tehdit ediyor. AB, bu nedenle Batı Balkanlar'ı kendi etki alanında tutmak için genişleme sürecini canlandırmak istiyor. Ekonomik açıdan da bölge, enerji ve ulaşım koridorlarında stratejik öneme sahip. Zirvede ayrıca, Ortadoğu'daki gelişmeler ve küresel gıda güvenliği gibi konular da ele alındı.
AB'nin bu hamlesi, aynı zamanda ABD'nin bölgeye yönelik ilgisinin azaldığı bir döneme denk geliyor. Biden yönetimi Ukrayna'ya odaklanırken, AB'nin kendi arka bahçesinde inisiyatif alması bekleniyor. Ancak, üye ülkeler arasında genişleme konusunda tam bir mutabakat bulunmuyor. Fransa ve Hollanda gibi ülkeler daha temkinli bir yaklaşım sergilerken, Polonya ve Baltık ülkeleri genişlemeyi destekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Batı Balkan genişleme sürecini canlandırması, Türkiye'nin AB üyelik perspektifi açısından dolaylı etkiler doğurabilir. Türkiye, 1999'da aday ilan edilmesine rağmen müzakerelerde tıkanma yaşarken, Batı Balkan ülkelerinin daha hızlı ilerlemesi Ankara'da endişe yaratabilir. Ancak Türkiye, Balkanlar'da tarihsel ve kültürel bağları sayesinde önemli bir aktör olmaya devam ediyor. AB'nin bölgeye yönelik ilgisi, Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki nüfuzunu artırma çabalarıyla rekabet edebilir. Ekonomik olarak ise, bölgedeki altyapı projeleri ve enerji güvenliği konularında Türkiye ile AB arasında iş birliği potansiyeli bulunuyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının Balkanlar'a yönelik proaktif yaklaşımının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.