Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği, son 10 günlük ortalamanın altında kalmaya devam ediyor. Middle East Eye'ın canlı blog verilerine göre, dünyanın en kritik petrol geçiş noktalarından biri olan boğazdaki deniz trafiği, bölgedeki artan gerilim nedeniyle normal seviyelerin altında seyrediyor. Uzmanlar, bu düşüşün İran ile İsrail arasındaki olası bir çatışma ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla ilgili olduğunu belirtiyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki Trafik Düşüşünün Arka Planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan, en geniş noktasında yaklaşık 96 kilometre genişliğinde stratejik bir su yoludur. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçmektedir. Son günlerde boğazdan geçen tanker ve kargo gemisi sayısında belirgin bir azalma gözlemleniyor. Middle East Eye'ın aktardığı verilere göre, trafik hacmi son 10 günün ortalamasının altında.
Bu düşüşün temel nedenleri arasında, İran'ın boğazı kapatma tehdidi, bölgede artan askeri hareketlilik ve sigorta şirketlerinin risk primlerini yükseltmesi yer alıyor. Ayrıca, İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları sonrası Orta Doğu'da tansiyonun yükselmesi, denizcilik şirketlerini daha temkinli davranmaya itiyor. Bazı armatörler, rotalarını değiştirerek Afrika'nın güneyinden dolaşmayı tercih ediyor; bu da hem süreyi hem de maliyeti artırıyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgede devriye faaliyetlerini artırdığını açıkladı. İran Devrim Muhafızları ise boğazın güvenliğinin kendileri tarafından sağlandığını ve herhangi bir tehdide izin verilmeyeceğini duyurdu. Bu karşılıklı açıklamalar, bölgede bir çatışma riskinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik düşüşü, küresel enerji piyasaları için ciddi bir uyarı niteliğinde. Boğazdan günlük yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşınıyor. Trafiğin azalması, arzda daralma beklentisi yaratarak petrol fiyatlarını yukarı çekebilir. Nitekim son günlerde Brent petrol fiyatlarında dalgalanmalar görülüyor. Uzmanlar, boğazın tamamen kapanması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 150 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel ekonomi zaten yüksek enflasyon ve jeopolitik belirsizliklerle mücadele ederken, Hürmüz'deki istikrarsızlık yeni bir şok dalgası yaratabilir. Asya ekonomileri, özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bu boğaz üzerinden karşılıyor. Avrupa da dolaylı olarak etkilenecek. Ayrıca, sigorta maliyetlerindeki artış, deniz ticaretini daha da pahalı hale getiriyor.
Bölgesel aktörler arasında Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi Körfez ülkeleri, ihracatlarını sürdürmek için alternatif yollar arıyor. Ancak mevcut boru hatları, boğazın kapasitesini tam olarak ikame edemiyor. Bu nedenle, diplomatik çözüm arayışları hız kazanmış durumda. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar, taraflara itidal çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik düşüşü, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomisi açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Orta Doğu'dan, özellikle Irak ve Suudi Arabistan'dan karşılıyor. Boğazda yaşanacak bir kesinti, bu kaynaklara erişimi zorlaştırarak enerji fiyatlarını yükseltebilir. Ayrıca, Türkiye'nin transit ülke konumu, alternatif enerji koridorları (örneğin TANAP) açısından stratejik değerini artırabilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve genel güvenlik ortamını da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, diplomatik girişimlerle gerilimin düşürülmesi için çaba göstermeli.