Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada uluslararası sistemin yeniden canlandırılması ve reforme edilmesi gerektiğini vurgulayarak, Ermenistan ile aralarında 'fiili barış' tesis edildiğini duyurdu. Bayramov, Bakü'nün çok taraflı diplomasiye verdiği önemi yineledi.
Çok taraflı sistemde reform talebi
Bayramov, BM kürsüsünden yaptığı konuşmada, mevcut çok taraflı yapının küresel sorunlara yanıt vermekte yetersiz kaldığını belirterek, "Azerbaycan, yeniden canlandırılmış ve reforme edilmiş bir çok taraflı sistemi savunuyor" ifadelerini kullandı. Uluslararası kurumların daha kapsayıcı, şeffaf ve etkili hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin yapısının güncellenmesi ve gelişmekte olan ülkelerin karar alma mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olması gerektiğini ima etti.
Bayramov'un bu çağrısı, Azerbaycan'ın son yıllarda artan diplomatik aktivizmi ve bağlantısızlık hareketi içindeki rolüyle uyumlu. Bakü, hem bölgesel hem de küresel platformlarda daha görünür bir aktör olma stratejisi izliyor.
Ermenistan ile 'fiili barış'
Dışişleri Bakanı, Dağlık Karabağ'daki 2020 savaşı ve sonrasındaki gelişmelere değinerek, Ermenistan ile aralarındaki çatışmanın sona erdiğini ve "fiili barış" durumunun oluştuğunu belirtti. İki ülke arasında kapsamlı bir barış anlaşması imzalanmasa da, ateşkesin korunduğunu ve sınır hatlarında istikrarın sağlandığını ifade etti. Bayramov, barış anlaşmasının bir an önce imzalanması için Ermenistan'a çağrıda bulundu.
Ermenistan ile Azerbaycan arasında 2020'de 44 gün süren savaşın ardından Rusya'nın arabuluculuğuyla ateşkes sağlanmıştı. Ancak kalıcı barış anlaşması için yürütülen müzakereler zaman zaman kesintiye uğradı. 2023'te Azerbaycan'ın Karabağ'da başlattığı askeri operasyon sonrasında bölgede tam kontrol sağlanmış, Ermeni nüfusun büyük kısmı bölgeden ayrılmıştı. O tarihten bu yana taraflar arasında doğrudan temaslar devam ediyor ve sınır belirleme çalışmaları yürütülüyor.
Bayramov, barışın sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve ulaşım bağlantılarıyla da desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, Zengezur koridorunun açılmasının bölgesel refah için kritik olduğunu söyledi. Bu koridor, Azerbaycan'ı Nahçıvan üzerinden Türkiye'ye bağlayacak ve Orta Koridor'un önemli bir parçasını oluşturacak.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Azerbaycan'ın BM'deki çıkışı, Güney Kafkasya'da değişen güç dengelerinin bir yansıması. Rusya'nın Ukrayna savaşına odaklanması, bölgedeki etkisini azaltırken, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki müzakerelerde Batı'nın rolü artmış durumda. ABD ve Avrupa Birliği, barış sürecine aktif olarak destek veriyor. Ekim 2023'te Granada'da yapılan zirvede taraflar bir araya gelmiş, ancak somut bir anlaşma sağlanamamıştı.
Öte yandan, Azerbaycan'ın çok taraflı reform çağrısı, küresel yönetişim tartışmalarında gelişmekte olan ülkelerin artan sesini yansıtıyor. Türkiye, Rusya, Çin gibi ülkeler de BM'de benzer reform taleplerini dile getiriyor. Bu çağrılar, Batı'nın uluslararası kurumlardaki hâkimiyetine karşı bir denge arayışını gösteriyor.
Azerbaycan ayrıca, enerji kaynaklarını Avrupa'ya taşıyan kritik bir transit ülke konumunda. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve TANAP doğalgaz hattı, Avrupa'nın enerji güvenliğinde kilit rol oynuyor. Bu nedenle Azerbaycan'ın istikrarı ve barış süreci, sadece bölge için değil, Avrupa için de hayati önem taşıyor.
Bayramov'un konuşması, aynı zamanda Ermenistan'ın son dönemde Batı'ya yakınlaşma çabalarına karşı bir mesaj niteliğinde. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Rusya'dan uzaklaşarak AB ve ABD ile ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Azerbaycan ise bu süreçte Türkiye ile stratejik müttefikliğini koruyor ve barış anlaşmasının bir an önce imzalanmasını istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Azerbaycan'ın BM'deki çıkışı, Türkiye'nin Güney Kafkasya politikası açısından kritik önemde. Azerbaycan ile "tek millet, iki devlet" anlayışıyla yürütülen stratejik ortaklık, barış sürecinde de Türkiye'yi önemli bir aktör konumuna getiriyor. Zengezur koridorunun açılması, Türkiye'nin Orta Asya'ya kesintisiz kara bağlantısı sağlaması açısından tarihi bir fırsat. Ayrıca, Ermenistan ile normalleşme süreci, Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji hatlarında merkez ülke olma hedefini destekliyor. Ancak barış anlaşmasının gecikmesi, Türkiye'nin ekonomik ve diplomatik kazanımlarını sınırlayabilir.