ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, iki yıl aradan sonra yeniden bir araya geldi. Zirvenin ana gündemi ticaret savaşları olsa da, toplantıdan çıkan sonuçlar sınırlı kaldı: mevcut ticaret ateşkesi kısa bir süre için uzatıldı ve Çin, ABD'ye iki dev panda hediye etti. Görüşme, küresel piyasaların yakından takip ettiği bir dönemde gerçekleşti ancak yapısal sorunlara çözüm getirmedi.
Zirvenin Arka Planı
Trump ve Xi, son olarak 2019 yılında Japonya'nın Osaka kentinde düzenlenen G20 zirvesinde bir araya gelmişti. O tarihten bu yana ABD-Çin ilişkileri, ticaret savaşları, teknoloji yasağı ve Kovid-19 salgını gibi konularda derinleşen anlaşmazlıklarla sarsıldı. İki lider, bu kez sanal ortamda değil yüz yüze görüşerek diyalog kanallarını açık tutma mesajı verdi. Ancak görüşmenin içeriği, beklentilerin altında kaldı.
Toplantıda, ABD'nin Çin'e uyguladığı milyarlarca dolarlık ek gümrük vergileri ve Çin'in misilleme tarifeleri masaya yatırıldı. Taraflar, mevcut ticaret ateşkesini birkaç ay daha uzatma konusunda anlaştı. Bu, 2020 başında imzalanan ve halen yürürlükte olan 'Birinci Aşama' ticaret anlaşmasının bir uzantısı niteliğinde. Anlaşma, Çin'in belirli miktarda Amerikan malı satın almasını öngörüyordu; ancak salgın nedeniyle bu hedeflerin büyük bölümü tutturulamadı.
Zirvede ayrıca Kuzey Kore'nin nükleer programı, Hong Kong'daki siyasi durum ve insan hakları ihlalleri gibi konular da gündeme geldi. Fakat bu başlıklarda somut bir ilerleme kaydedilmedi. Görüşmenin en somut çıktısı, Çin'in Washington'daki Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesi'ne iki dev panda gönderme taahhüdü oldu. Panda diplomasisi, Çin'in yumuşak güç aracı olarak biliniyor ve genellikle olumlu ilişkilerin simgesi olarak sunuluyor. Ancak bu jest, ticaret ve güvenlik alanındaki anlaşmazlıkları gölgede bırakmaya yetmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Çin ilişkileri, küresel ekonominin yönünü belirleyen en önemli ikili ilişkilerden biri. İki ülke arasındaki ticaret savaşı, dünya ticaret hacmini daraltmış, tedarik zincirlerini bozmuş ve birçok ülkeyi taraf seçmeye zorlamıştı. Zirveden çıkan sınırlı sonuç, piyasalarda kısa süreli bir rahatlama yaratsa da belirsizlik devam ediyor. Uzmanlar, tarafların yapısal sorunları çözmek yerine statükoyu korumayı tercih ettiğini belirtiyor.
Teknoloji alanındaki rekabet ise giderek kızışıyor. ABD, Huawei'ye yönelik yaptırımlarını sürdürürken, Çin kendi yarı iletken endüstrisini geliştirmeye çalışıyor. Zirvede bu konuda herhangi bir adım atılmadı. Ayrıca Güney Çin Denizi'ndeki askeri gerilim, Tayvan meselesi ve insan hakları konuları da raflarda kaldı. Görüşme, iki ülkenin rekabet halinde olduğu alanlarda işbirliği yapma niyetinde olmadığını gösterdi.
Küresel iklim değişikliğiyle mücadele açısından da zirve hayal kırıklığı yarattı. ABD'nin Paris Anlaşması'ndan çekilmesi ve Çin'in karbon emisyonlarını azaltma taahhütlerindeki belirsizlik, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor. İki ülkenin ortak hareket etmemesi, yeşil dönüşümü yavaşlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile Çin arasındaki rekabetten doğrudan etkilenen ülkeler arasında. Bir yandan NATO üyesi olarak ABD ile stratejik ortaklığını sürdürürken, diğer yandan Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştiriyor. Ticaret savaşlarının uzaması, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları, Türk savunma sanayii için fırsatlar ve riskler barındırıyor. Zirveden çıkan sonuçsuzluk, Türkiye'nin denge politikası açısından belirsizliği artırıyor. Ankara, iki büyük güç arasındaki gerilimde taraf olmaktan kaçınarak kendi ekonomik ve güvenlik çıkarlarını korumaya çalışacaktır.