Avrupa Merkez Bankası (AMB), 2023 yılından bu yana ilk kez faiz oranlarını artırma kararı alarak, Federal Rezerv'in (Fed) izlediği yoldan ayrıldı. AMB'nin bu hamlesi, Avrupa ekonomisini vuran arz şokuna rağmen enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı verirken, bölgesel ve küresel piyasalarda yeni bir belirsizlik döneminin kapısını araladı.
Arz şoku karşısında farklı bir tercih
AMB Perşembe günü yaptığı açıklamada, gösterge faiz oranını 25 baz puan artırarak %4,25'e yükseltti. Karar, Euro Bölgesi'nde enflasyonun hâlâ %2 hedefinin oldukça üzerinde seyretmesi ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların devam etmesi nedeniyle alındı. AMB Başkanı Christine Lagarde, kararın gerekçesini açıklarken, "Enflasyon beklentilerini çıpalama ve fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
Buna karşın, ABD Merkez Bankası Fed, Haziran ayı toplantısında faiz oranlarını sabit tutarken, yılın geri kalanında iki faiz indirimi olabileceğine dair sinyaller verdi. Fed Başkanı Jerome Powell, enflasyonun yavaşladığına ancak henüz hedefe ulaşmadığına dikkat çekerek, "Verilere bağlı kalacağız" dedi.
Karar, küresel ekonomistler arasında tartışmalara yol açtı. Goldman Sachs başekonomisti Jan Hatzius, "AMB'nin arz şoku yaşayan bir ekonomide faiz artırması alışılmadık bir durum. Bu, büyüme üzerinde baskı yaratabilir" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AMB'nin kararını desteklediğini ve enflasyonla mücadelede başarılı olunacağını belirtti.
Küresel piyasalar ve bölgesel etkiler
AMB'nin faiz artırımı, Avrupa borsalarında düşüşlere yol açtı. Frankfurt'da DAX endeksi %1,2, Paris'te CAC 40 ise %1,1 değer kaybetti. Euro, dolar karşısında hafif değer kazanarak 1,09 seviyelerine yükseldi. Analistler, bu durumun Avrupa ihracatçıları için olumsuz olabileceği uyarısında bulundu.
Uzmanlar, AMB'nin kararının Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler üzerinde de dolaylı etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Euro'nun değer kazanması, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihracatını kısa vadede olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, AMB'nin sıkı para politikası, Türkiye gibi yüksek enflasyonlu ülkeler için de referans teşkil ediyor.
Eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Enflasyonla mücadelede tutarlı olmak gerekir. Ancak her ülke kendi dinamiklerine göre politika belirlemeli" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AMB'nin faiz artırımı, Türkiye'nin enflasyonla mücadele stratejisi açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Fed'in faiz indirimi sinyali verdiği bir dönemde AMB'nin sıkılaştırmaya gitmesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) politikalarını etkileyebilir. Özellikle Euro Bölgesi'ndeki yavaşlama, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa'ya yönelik talebi azaltabilir. Ayrıca, Euro'nun değer kazanması, Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir. Ancak TCMB'nin kendi para politikasını bağımsız olarak belirlemesi beklenir. Küresel faiz farklılıkları, Türkiye'nin sermaye akımları ve döviz kuru istikrarı üzerinde belirleyici olacaktır.