Brexit oylamasının üzerinden on yıl geçti ve Birleşik Krallık, 10 numaralı Downing Sokağı'nın ünlü siyah kapısından geçen yedinci başbakanını ağırlamaya hazırlanıyor. İşçi Partisi lideri Andy Burnham, hem ülke içinde hem de Avrupa ile ilişkilerde köklü bir değişim vaat ediyor. Ancak asıl soru şu: Brüksel, yıllardır süren güven bunalımının ardından Londra'ya yeniden güvenecek mi? Burnham'ın, uzun süredir rafa kaldırılmış gibi görünen AB ile yakınlaşma girişimini canlandırıp canlandıramayacağı, yalnızca İngiltere'nin geleceğini değil, kıtanın siyasi dengesini de etkileyecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Burnham Dönemi: Umut mu, Hayal Kırıklığı mı?
Andy Burnham, göreve gelir gelmez Avrupa ile ilişkilerde 'yeni bir sayfa' açılacağının sinyallerini verdi. Eski başbakanların aksine, AB ile iş birliğini ideolojik bir mesele olarak değil, pragmatik bir zorunluluk olarak görüyor. Manchester'da uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış olması, ona yerel yönetimlerle Avrupa kurumları arasındaki bağların önemini öğretmiş görünüyor. Ancak Burnham'ın karşısında aşılması zor bir miras var: Brexit sonrası imzalanan ticaret anlaşması, hizmet sektörü ve finansal piyasalar açısından yetersiz bulunuyor. Özellikle genç seçmenlerin ve iş dünyasının büyük bir kısmı, AB ile daha yakın ilişki kurulmasını talep ediyor. Fakat Burnham'ın partisi içindeki Brexit yanlısı kanat, bu adımlara direniyor. Başbakan, bir yandan Avrupa Birliği ile ticari engelleri azaltmaya çalışırken, diğer yandan ülke içindeki siyasi gerilimi yönetmek zorunda.
Brüksel'deki yetkililer ise temkinli bir iyimserlik içinde. Bir AB diplomatı, 'Burnham'ın gelişi, birçok Avrupa başkentinde memnuniyetle karşılandı; ancak söylem ile eylem arasındaki farkı görmeden güven tesis edemeyiz' dedi. Avrupa Komisyonu'nun Brexit'ten sorumlu üyesi Maroš Šefčovič, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 'İngiltere ile ilişkilerde yeni bir ivme yakalamak için hazırız; ama bu, karşılıklı saygı ve kurallara bağlılık ilkesine dayanmalı' ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, iki taraf arasında bir anlayışın oluşabileceğine işaret etse de, somut adımların atılması zaman alacak.
Bölgesel Boyut: Avrupa'nın Güvenlik ve Ticaret Dengesi
İngiltere'nin Avrupa ile ilişkileri yalnızca ticari boyutuyla sınırlı değil. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı, kıtada güvenlik iş birliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Burnham, Britanya'nın NATO içindeki rolünü güçlendireceğini ve Avrupa savunma mimarisinde daha aktif bir rol oynayacağını duyurdu. Bu açıklama, özellikle Fransa ve Almanya'nın güvenlik politikalarıyla uyumlu bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Ancak bazı uzmanlar, İngiltere'nin ABD ile olan 'özel ilişkisi' ile Avrupa arasında bir denge kurması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle ABD'nin seçim dönemi, bu dengenin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik yaratıyor.
Ticaret cephesinde ise, İngiltere'nin AB'ye ihracatı, Brexit sonrası dönemde önemli ölçüde azaldı. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, yeni gümrük prosedürleri ve düzenleyici engeller nedeniyle zorluk yaşıyor. Burnham, bu engelleri kaldırmak için AB ile sektörel anlaşmalar yapmayı planladığını açıkladı. Özellikle ilaç, kimyasal ve tarım ürünleri gibi alanlarda karşılıklı tanıma anlaşmaları gündemde. Bu adımlar, iki taraf arasındaki ekonomik entegrasyonu artırabilir. Ancak bu, AB'nin tek pazarın bütünlüğünü koruma ilkesiyle çelişebilir. Bu nedenle görüşmelerin zorlu geçmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Avrupa ile yakınlaşması, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri bağlamında dolaylı etkiler yaratabilir. Burnham hükümetinin AB ile daha entegre bir ilişki hedefi, Türkiye'nin AB üyelik sürecini olumsuz etkileyebilir. Zira İngiltere, Türkiye'nin üyeliğine uzun süredir destek veren ülkelerden biriydi; ancak AB ile derinleşen bir ilişki, Londra'nın Ankara'yı daha az önceliklendirmesine neden olabilir. Öte yandan, İngiltere'nin AB ile ticari engelleri azaltması, Türk ihracatçıları için daha rekabetçi bir ortam yaratabilir. Sonuç olarak, Ankara'nın, hem Londra hem de Brüksel ile ilişkilerini çok boyutlu bir stratejiyle yönetmesi gerekiyor.