Avrupa ekonomisi, yüksek enflasyon ve durgun büyümenin sıkıştırdığı ‘stagflasyon’ tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak bu zorlu tablonun bir yüzü de ucuzlayan hisse senetleri: Avrupa borsaları, tarihsel ortalamalarına göre ciddi iskonto sunuyor. Uzmanlar kıta hisselerinin ‘fırsat bölgesinde’ olduğunu belirtse de uluslararası yatırımcılar hâlâ temkinli. Almanya’nın sanayi üretimindeki yavaşlama, Fransa’daki siyasi belirsizlik ve İngiltere’deki mali daralma, fon akışını sınırlıyor.
Toparlanma Sinyalleri mi, Tuzak mı?
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirim döngüsüne başlaması, piyasalarda rahatlama yarattı ancak büyüme verileri hâlâ kırılgan. Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi Almanya’da sanayi siparişleri yüzde 6,4 geriledi, işsizlik oranı yüzde 6,0’a yükseldi. Fransa’da ise yeni hükümetin bütçe kesintileri ve borç krizi endişeleri, tahvil faizlerini yukarı itiyor. Öte yandan İtalya’nın kamu borcu GSYH’nin yüzde 140’ına yaklaşırken, İspanya’da hanehalkı borçluluğu azalıyor.
Bu tabloya rağmen, Avrupa hisse senetleri ABD’ye kıyasla yüzde 30’a varan iskontoyla işlem görüyor. Özellikle döngüsel sektörler (sanayi, otomotiv, kimya) ve ihracatçı firmalar, zayıf euro sayesinde rekabet avantajı kazanıyor. Stoxx Europe 600 endeksi, 2024’te yüzde 8 civarında değer kazanmasına rağmen, S&P 500’ün yükselişinin çok gerisinde kaldı. Kurumsal yatırımcılar, Avrupalı şirketlerin düşük borçluluk ve istikrarlı temettü politikalarına dikkat çekiyor; ancak Çin’deki yavaşlama ve enerji fiyatlarındaki dalgalanma, toparlanmanın önündeki en büyük engeller olarak görülüyor.
Küresel Yatırım Akışları Nerede?
Uluslararası fonlar, 2024’ün ilk yarısında Avrupa’dan net çıkış kaydetti. Bank of America’nın anketine göre, küresel yatırımcıların yalnızca yüzde 12’si Avrupa hisselerinde ‘ağırlık artırma’ pozisyonunda. Bunun yerine ABD teknoloji hisseleri ve gelişmekte olan Asya piyasaları (özellikle Hindistan ve Japonya) tercih ediliyor. Sebepler arasında Avrupa’nın ihracat bağımlılığı, Rusya-Ukrayna savaşının enerji fiyatlarına etkisi ve Çin talebindeki zayıflık sayılıyor.
Ancak bazı fon yöneticileri, Avrupa’nın düşük değerlemelerinin uzun vadeli bir fırsat olduğunu savunuyor. Örneğin, İsviçreli varlık yöneticisi UBS, “Avrupa hisseleri tarihsel ortalamalara göre ucuz, ve ECB faiz indirimleri küçük ve orta ölçekli şirketler için katalizör olabilir” diyor. Ayrıca, savunma ve yeşil enerji sektörlerindeki Avrupalı firmalar, artan kamu harcamalarından besleniyor. BMW, Siemens ve TotalEnergies gibi şirketler, kâr marjlarını koruyarak temettü dağıtımlarını artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye’nin ihracatı üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı AB’ye yapılan ihracat, 2024’ün ilk çeyreğinde yüzde 3 geriledi. Avrupa’da talep daralması, otomotiv, tekstil ve makine sektörlerini olumsuz etkiliyor. Öte yandan, Avrupa borsalarındaki ucuzlama, Türk yatırımcılar için değerlendirilebilecek bir fırsat sunabilir; ancak döviz kuru riski ve yüksek enflasyon, bu fırsatı sınırlıyor. Türkiye’nin Avrupa ile gümrük birliği ve yeşil dönüşüm uyumu, uzun vadede avantaj sağlasa da kısa vadede ekonomik yavaşlama, Türk ihracatçıları için önemli bir sınav niteliği taşıyor.