Avrupa borsaları, Cuma günü tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşarak kapanış yaptı ve üst üste dördüncü haftalık kazancını elde etti. Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımlarına bir süre daha ara vereceğine yönelik iyimserliğini korurken, pan-Avrupa Stoxx 600 endeksi yüzde 0,3 yükselişle 528,5 puana çıktı. Bu, endeksin mart ayından bu yana en uzun kazanç serisi olarak kaydedildi. Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,6, Fransa'da CAC 40 endeksi ise yüzde 0,4 değer kazandı. Londra'da FTSE 100 endeksi de haftalık bazda yüzde 0,5 artış gösterdi. Yatırımcılar, Fed'in çarşamba günü yayımladığı toplantı tutanaklarından ve son dönemde açıklanan ABD enflasyon verilerinden faiz artırımlarının durdurulacağı sinyalini aldı. Özellikle teknoloji ve sağlık sektörü hisseleri, yatırımcı ilgisinin odağı oldu.
Gelişmenin Arka Planı
Fed'in haziran ayındaki toplantısında politika faizini yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tutması ve eylül ayına kadar faiz indirimine gidilmeyeceğine işaret etmesi, küresel piyasalarda iyimser havanın korunmasında etkili oldu. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise kendi faiz indirim döngüsüne devam ediyor. ECB, haziran ayında faiz oranlarını 25 baz puan düşürmüş ve yıl sonuna kadar iki indirim daha bekleniyor. Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya'da sanayi üretimi mayıs ayında aylık bazda yüzde 0,3 artış göstererek beklentileri aştı. Fransa'da ise iş dünyası güven endeksi haziran ayında 98 puana yükselerek dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu veriler, Avrupa ekonomisinin ABD'den daha dirençli olduğu algısını güçlendiriyor.
Öte yandan, jeopolitik riskler de Avrupa hisselerine olan talebi artırıyor. Orta Doğu'da devam eden gerginlikler ve Ukrayna savaşı, yatırımcıları güvenli liman arayışına itiyor. Ancak Avrupa borsaları, bu risklere rağmen pozitif ayrışıyor. Analistler, bunun nedenini Avrupa şirketlerinin güçlü kâr marjları ve düşük borçluluk oranlarına bağlıyor. Stoxx 600 endeksindeki şirketlerin ortalama borç/özsermaye oranı yüzde 45 ile ABD'deki S&P 500 şirketlerinin yüzde 65'lik oranının oldukça altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa borsalarındaki bu yükseliş, küresel çapta bir risk iştahının göstergesi olarak yorumlanıyor. Asya borsaları da haftayı yükselişle tamamladı. Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,8 artarken, Çin'de Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,5 değer kazandı. ABD'de ise S&P 500 endeksi haftalık bazda yüzde 0,4 yükselerek 5.600 puanın üzerinde seyrediyor. Fed'in faiz artırımına ara vermesi, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını hızlandırdı. Morgan Stanley tarafından yayımlanan bir rapora göre, gelişmekte olan ülkelere mayıs ayında 15,7 milyar dolar net portföy girişi oldu; bunun 8,2 milyar doları hisse senetlerine yöneldi.
Ancak bazı analistler, bu iyimserliğin sürdürülebilir olmadığı uyarısında bulunuyor. Goldman Sachs, enflasyonun yapışkan olması durumunda Fed'in yıl sonunda faiz artırımına gidebileceğini öngörüyor. Ayrıca, Avrupa'da otomotiv ve lüks tüketim sektörlerinde Çin talebindeki yavaşlama endişe yaratıyor. Çin ekonomisinin ikinci çeyrekte yıllık yüzde 4,8 büyümesi beklenirken, bu rakam geçen yılki yüzde 5,2'nin altında kalıyor. Avrupa'nın en büyük otomotiv üreticisi Volkswagen, Çin'deki satışlarının mayıs ayında yüzde 15 düştüğünü açıkladı. Bu durum, Avrupa borsalarının yükselişine gölge düşürebilecek bir faktör olarak takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa borsalarındaki rekor seviyeler, Türkiye açısından iki yönlü bir anlam taşıyor. Birincisi, küresel risk iştahının yüksek olması, gelişmekte olan piyasalara sermaye girişini destekliyor. Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2 artışla 10.950 puandan kapattı. Ancak ikincisi, Avrupa'da artan borsa değerleri, Türkiye'nin ihracat pazarlarında talebin canlandığına işaret edebilir. Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği'nde büyüme beklentilerinin iyileşmesi, ihracatçılar için olumlu. Öte yandan, Türkiye'nin kredi risk primi 320 baz puana gerilerken, Türk varlıklarına yabancı ilgisi artıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri, bu durumun enflasyonla mücadelede katkı sağlayacağını belirtiyor. Sonuç olarak, Avrupa borsalarındaki rekor, küresel ekonomik dengeler içinde Türkiye'nin pozitif ayrışmasına kısa vadede katkı sunabilir.