ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, geçtiğimiz haftalarda Asya’ya gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında, Shangri-La Diyalogu’nda etkileyici bir konuşma yaparak bölge ülkelerini ABD’nin yeni savunma stratejisine ikna etmeye çalıştı. Ancak Hegseth’in “barışçıl” söylemi, aslında ABD’nin Asya-Pasifik’teki askeri varlığını artırma ve Çin’i çevreleme amacını gizleyemedi. Bölge ülkeleri, ABD’nin vaatlerine şüpheyle yaklaşırken, kendi çıkarlarına öncelik veren bir duruş sergiledi.
Gelişmenin Arka Planı
Hegseth, Singapur’daki Shangri-La Güvenlik Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, ABD’nin Asya’daki müttefikleriyle iş birliğini güçlendireceğini ve Hint-Pasifik bölgesinde “özgür ve açık” bir düzeni savunacağını belirtti. Ancak bölge ülkeleri, ABD’nin önceki yönetimlerdeki tutarsız politikalarını ve özellikle Trump dönemindeki çekilme eğilimini hatırlatarak, yeni vaatlere temkinli yaklaştı. Endonezya, Malezya ve Tayland gibi ülkeler, ABD’nin Çin’e karşı sert bir tutum almasının kendi ekonomik çıkarlarına zarar verebileceğini düşünüyor. Ayrıca, ABD’nin askeri harcamaları artırma planları, bölge ülkelerinin kendi bütçelerine ek yük getireceği endişesiyle karşılandı.
Zirvede ayrıca, ABD’nin Tayvan’a verdiği destek ve Güney Çin Denizi’ndeki deniz güvenliği konuları ele alındı. Hegseth, Tayvan’ın savunması için “gerekli tüm desteği” sağlayacaklarını söylerken, Çin ise bu açıklamaları “provokasyon” olarak nitelendirdi. Bölge ülkeleri, ABD-Çin gerginliğinin bir çatışmaya dönüşmesinden endişe duyuyor ve bu nedenle tarafsız bir pozisyon almaya çalışıyor.
Asya ülkelerinin tepkisi, aynı zamanda kültürel ve siyasi değerlerle de ilgili. ABD’nin dayatmacı tutumu, özellikle Güneydoğu Asya’daki İslam ülkelerinde hoş karşılanmıyor. Bu ülkeler, kendi egemenliklerine saygı gösterilmesini ve iç işlerine karışılmamasını talep ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hegseth’in Asya ziyareti, ABD’nin Çin’e karşı “çevreleme” stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak Asya ülkeleri, Çin ile ticari ilişkilerini bozmak istemiyor. Örneğin, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ülkeleri, Çin ile 2023 yılında 975 milyar dolarlık ticaret gerçekleştirdi. Bu bağlar, ABD’nin askeri vaatlerinden daha somut çıkarlar sunuyor.
Öte yandan, ABD’nin Asya’daki müttefikleri Japonya, Güney Kore ve Avustralya, Hegseth’in mesajlarına kısmen olumlu yanıt verse de, bu ülkeler de ABD politikalarındaki süreklilik eksikliğinden endişeli. Güney Kore’de devam eden siyasi kriz ve Japonya’nın olası hükümet değişikliği, ABD’nin bölgedeki ittifaklarını zorlaştırıyor.
Küresel ölçekte ise, ABD’nin bu hamlesi, Çin ile Rusya arasındaki askeri iş birliğini derinleştirebilir. Çin ve Rusya, Kuzey Kore’nin nükleer programı gibi konularda ortak bir duruş sergilerken, ABD’nin Asya’ya yönelik baskısı bu ittifakı daha da güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya-Pasifik bölgesindeki bu gerginlikten doğrudan etkilenmese de, gelişmeler dolaylı sonuçlar doğurabilir. ABD’nin Asya’ya odaklanması, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa ve Orta Doğu bölgelerindeki askeri varlığını azaltabilir. Bu durum, Türkiye’nin NATO içindeki konumunu ve savunma stratejilerini etkileyebilir. Ayrıca, ABD-Çin rekabetinin ticaret savaşlarına dönüşmesi, Türkiye’nin ihracat pazarları ve tedarik zincirleri açısından risk oluşturabilir. Türkiye, her iki tarafı dengeleyen bir dış politika izleyerek çıkarlarını korumaya çalışacaktır.