Dünya, atmosferdeki değişiklikler nedeniyle son yıllarda alışılmadık ölçüde daha fazla güneş ışığı emmeye başladı. Bu durum, küresel sıcaklıkların rekor seviyelere ulaşmasının ardındaki en önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, 'küresel karartma' (global dimming) olarak adlandırılan ve güneş ışınlarının atmosferdeki partiküller tarafından engellenmesi sonucu dünyaya ulaşan ışık miktarında azalma yaşanmasına neden olan sürecin tersine döndüğünü belirtiyor. Bunun sonucunda gezegenimize daha fazla enerji ulaşıyor ve bu da ısınmayı hızlandırıyor.
Küresel karartma nedir ve neden azalıyor?
Küresel karartma, sanayi devriminden bu yana fosil yakıt kullanımı ve diğer insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sülfat aerosolleri, toz ve diğer partiküllerin güneş ışınlarını yansıtarak yeryüzüne ulaşan ışık miktarını azaltması olarak tanımlanıyor. Bu süreç, 1950'lerden 1980'lere kadar güneşlenme miktarında belirgin bir düşüşe yol açmıştı. Ancak sonraki yıllarda, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da hava kirliliğini azaltmaya yönelik düzenlemeler sayesinde atmosferdeki aerosol yoğunluğu azaldı. Bu da daha fazla güneş ışığının yeryüzüne ulaşması anlamına geliyor.
California Üniversitesi'nden atmosfer bilimci Dr. Veerabhadran Ramanathan, 'Küresel karartmadaki azalma, sera gazı etkisini maskeleyen bir perdenin kalkması gibi. Artık küresel ısınmanın gerçek boyutunu daha net görüyoruz' diyor. Yapılan araştırmalar, 1980'lerden bu yana yeryüzüne ulaşan güneş ışığı miktarının her on yılda yaklaşık %1-2 arttığını gösteriyor.
Bu durum, iklim modellerine önemli bir belirsizlik katıyor. Çünkü sera gazları ısınmaya neden olurken, aerosoller soğutucu etki yapıyordu. Aerosollerin azalması, sera gazlarının ısıtma etkisini daha belirgin hale getiriyor. Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) son raporuna göre, küresel karartmadaki azalma, 2000'li yıllardan bu yana yaşanan hızlı sıcaklık artışında önemli bir rol oynadı.
Bölgesel ve küresel boyut: Sıcaklık rekorları ve aşırı hava olayları
Küresel karartmanın azalması, özellikle son beş yılda kaydedilen sıcaklık rekorlarının altında yatan nedenlerden biri olarak görülüyor. 2023 ve 2024 yılları, modern tarihin en sıcak yılları olarak kaydedildi. Avrupa'da sıcak hava dalgaları daha sık ve şiddetli hale gelirken, Asya'da muson düzenleri değişiyor, Afrika'da kuraklık derinleşiyor.
Uzmanlar, küresel karartmadaki azalmanın bölgesel düzeyde farklı etkileri olabileceğini vurguluyor. Örneğin, Çin ve Hindistan gibi yoğun hava kirliliği olan bölgelerde karartma hâlâ devam ederken, Avrupa ve ABD'de belirgin bir aydınlanma yaşanıyor. Bu dengesiz ısınma, atmosferik dolaşımı etkileyerek aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırabilir.
Atmosfer bilimci Prof. Johannes Quaas, 'Küresel karartmanın azalması, sera gazı kaynaklı ısınmayı hızlandıran bir faktör. Ancak bu, hava kirliliğini azaltmamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Tersine, temiz hava politikaları halk sağlığı için hayati önem taşıyor. Bu nedenle sera gazı emisyonlarını da aynı hızla azaltmalıyız' diye uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğine karşı en kırılgan ülkelerden biri. Küresel karartmanın azalması, Türkiye'de özellikle yaz aylarında sıcaklıkların daha da yükselmesine, kuraklığın derinleşmesine ve su kaynaklarının azalmasına yol açabilir. Tarım sektörü, bu durumdan en fazla etkilenecek alanların başında geliyor. Ayrıca, artan sıcaklıklar enerji talebini yükseltirken, orman yangını riskini de artırıyor. Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum politikalarını hızlandırması, yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık vermesi ve su yönetimini yeniden yapılandırması gerekiyor. Küresel ısınmanın hızlanması, Türkiye'nin uzun vadeli kalkınma hedefleri için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.