Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, 21 Temmuz’da Filipinler’in başkenti Manila’da bir araya gelirken, ABD ile İran arasındaki gerilim toplantının ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Reuters haber ajansının aktardığına göre, bölgesel diplomasinin en önemli platformlarından biri olan ASEAN toplantıları, bu kez hem Orta Doğu’daki krizin hem de Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki hak iddialarının gölgesinde geçiyor. Toplantıya ev sahipliği yapan Filipinler Dışişleri Bakanı Teodoro Locsin Jr., açılış konuşmasında barışçıl çözüm ve diyaloğun önemine vurgu yaparken, bölgesel istikrarın tehdit altında olduğunun sinyallerini verdi. ABD-İran arasındaki tansiyon, özellikle İran’ın nükleer programı ve Körfez’deki seyrüsefer güvenliği konularında ASEAN üyeleri arasında endişeye yol açıyor.
Gelişmenin arka planı: ABD-İran gerginliği ve ASEAN’ın pozisyonu
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, son haftalarda bir dizi olayla yeniden kızıştı. Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırması, bölgedeki gerginliği tırmandırdı. ASEAN üyesi ülkeler, Körfez’deki petrol nakliyatının güvenliği ve küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkilenebilecekleri için bu krizi yakından takip ediyor. Özellikle Malezya, Endonezya ve Singapur gibi deniz ticaretine bağımlı ekonomiler, herhangi bir askeri çatışmanın ticaret yollarını sekteye uğratmasından endişe ediyor. ASEAN toplantılarında geleneksel olarak tarafsızlık ilkesi benimsenirken, ABD ile İran arasındaki kriz, üye ülkelerin bu ilkeyi korumakta zorlanabileceğini gösteriyor. Filipinler Dışişleri Bakanı Locsin, toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, "Bölgemiz, büyük güç rekabetinin ortasında kalmak istemiyor" diyerek ASEAN’ın bağımsız duruşunun altını çizdi. Ancak, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve Çin’in artan etkisi, ASEAN üyelerini zor bir denge politikası izlemeye itiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Güney Çin Denizi ve ötesi
ABD-İran gerginliği, ASEAN’ın bir diğer kritik meselesi olan Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik tartışmalarıyla iç içe geçmiş durumda. Çin, bu stratejik su yolunda dokuz çizgili harita olarak bilinen geniş bir hak iddiasında bulunurken, Brunei, Malezya, Filipinler, Tayvan ve Vietnam da bölgede egemenlik talepleriyle karşı karşıya. Çin’in yapay adalar inşa etmesi ve askeri varlığını artırması, bölgedeki tansiyonu sürekli yüksek tutuyor. ABD ise müttefikleriyle birlikte Güney Çin Denizi’nde seyrüsefer serbestisi operasyonları düzenleyerek Çin’in iddialarına meydan okuyor. İran krizi, ABD’nin dikkatini Orta Doğu’ya çevirebileceği ve Asya-Pasifik’teki taahhütlerini zayıflatabileceği endişesini doğuruyor. ASEAN ülkeleri, bu durumun Çin’e bölgede daha fazla manevra alanı sağlayabileceğinden kaygılanıyor. Öte yandan, İran ile Çin arasındaki yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler, ASEAN üyelerinin Tahran yönetimine karşı ortak bir tavır almasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, ABD-İran geriliminin, ASEAN’ın merkeziliği ve birliği üzerinde ciddi bir sınav oluşturduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ASEAN zirvesinde ABD-İran gerginliğinin ön plana çıkması, Türkiye’yi dolaylı olarak ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ithalatında belirli bir oranda İran’a bağımlı olması nedeniyle bu krizden etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle artan ticareti ve Katar ile olan stratejik ortaklığı, bölgesel istikrarı Türkiye için kritik kılıyor. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve dış ticaret rotaları açısından risk oluşturabilir. Öte yandan, Türkiye’nin ASEAN ülkeleriyle ekonomik ilişkileri henüz sınırlı olsa da, Endonezya ve Malezya gibi Müslüman çoğunluklu ülkelerle bağları, bu bölgedeki gelişmeleri takip etmeyi gerektiriyor. Ankara’nın hem İran hem de ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalıştığı bir dönemde, ASEAN toplantılarından çıkacak mesajlar, Türk dış politikası için önemli ipuçları barındırıyor.